<


<

Beni severken öldüreceksin bir gün…Aşkının içine saklanmış o tuhaf nefretle boğazımı sıkıp gideceksin. Beni en çok sen sevmiş olduğun için üstelik, hiç şüphe çekmeyeceksin.
Bana aşık olabilirsin…ama müttefikim değilsin…Beni ufalamak niçin hoşuna gidiyor bilmiyorum. Sözlerinle olmazsa bakışlarınla eziliyorum.Aşkının fırtınası hiç durmaz mı?

*Bir kedi bile okşanırken tırnaklarını saklar. Oysa senin en büyük takdir cümlelerime batan dikenli sözlerin var. Sevgiyle aşkın en büyük farkı bu belki de. Sevgi daima yaratır. Aşk çokça yıkar.

*Bazen tek tük sözle kapanan telefonlar,sıkıntılı bir iç geçiriş, erken bir uyku hali…Kavgasız yere içimde çatırdayan artık neyse, o gecelerde boğazıma takılıp kalıyor.
Ütü mü sürmek lazım acaba cümle aşklara? Genç yaşta bu kadar kırışık beni hasta ediyor…Bugün ak dediğine yarın kara demek, dengeli olmayı sadece ip cambazlarının hüneri sanarak yaşamak bizimkisi.

*Bendeki bu lanetli ruh, kendi bedenini asla benimseyemedi. Durmadan dışarılara taştı. Sancılı ve huzursuz voltalar attı cennetten cehenneme. Sonunda seçimsizliğinden dünyaya sıkıştı.Şimdi kalbim kalbine bir yuva, ruhum bedenine bir vücut buldu diyorken, aşkınla öldüreceksin beni...Ölümden kortuğumu sanma.Bir kez doğdum ama defalarca öldüm şimdiye dek. Korkum ölmekten değil. Korkum ölümün senden gelmesi…Yüreğime sardığımın binbir köşesinden çekiştirerek yüreğimi paramparça etmesi…
Aşkımın kırmızısı niye hep kan kokuyor?

Etiketler: , , , , , ,

/div>
<


<

Bugün aslında yapmayacağın bir şeyi yapar mısın?Sırf bu yazıyı okuduğun için…
O halde;
Bugün çocuklarının en sevdiği yemeği yap mesela.Bırak, bu gece televizyon izlemek istiyorlarsa erken uyumasınlar.Kocana, biraz daha fırsat ver kendi hayatını yaşayabilmesi için. Mesela yarın akşamki maça gitmesinde ne gibi bir mahsur var?Stada girmek için aşması geren ilk turnike senin söylenmelerin olmasın…
Köpeğiniz varsa, gezdirirken yanına bir de küçük top al. Monoton yaşamı o bile sevmez ki.
Buraya kadar başkaları içindi tavsiyeler.
Bu kısım ise senin için:
Eski kız arkadaşlarını ne zamandır aramıyorsun?Haydi, ilk aklına gelen kim varsa sarıl telefona. Kim bilir konuşacak ne çok şeyiniz vardır…Hatta daha iyisini yap, mezun olduğun okulun mezunlar derneğine üye olun birlikte. Böylece en azından bu sayede ara sıra tanıdık, dost yüzleri görmüş olursun.
Bir kez de olsa o hoşuna giden pahalı kozmetik malzemelerinden al. Kendini güzel hissetmek senin de hakkın. Yetinme, kraliçe gibi hissedeceğin pahalı markaların mağazalarına at kendini. Dilediğin kadar şeyi dene, çık.Satın almak zorunda değilsin ki…
En sevdiğin çikolatadan al ve kimseyle paylaşma…
Güzel bir çerçevenin içine gülümseyen bir çocukluk resmini yerleştir. Ardından onu yatağının başucuna koy ki, her zor güne uyandığında kendi umutlu çocukluğun sana güç versin.
Bugün, on dakikalığına da olsa, yolunu uzatmak pahasına biraz yeşil bul kendine. Bir parkın içinden geç mesela. Derin nefesler al…Kendini dinle... Bir ağaç bul ve ona sarıl.Kulağa komik gelebilir. Ne demek istediğimi bunu yaptığında farkedeceksin.
Yaşamına küçük pırıltılar serpmek senin elinde.
Bugün hayatına güzel bir pırıltı katar mısın?Sırf bu yazıyı okuduğun için?

Etiketler: , , , , ,

/div>
<


<


Uzman psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, ikili ilişkilerde erkeklerin hatalı ve yanlış davranışlarının kadını depresyona soktuğunu beilrterek, "Kadını yıpratan bazı davranışlar, ruhsal sıkıntıları da beraberinde getiriyor. Aldatılma, fiziksel şiddet, sözlü ve psikolojik şiddet, aşağılanma, hiç yerine konma, fiziksel görünümündeki eksiklikleri yüzüne vurma gibi davranışlar, kadını bir süre sonra içine kapanır ve depresif bir görünüme sokuyor" dedi.
Memorial Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınlara hayatı zehir eden erkek tipini anlattı. İşte Tozlu'ya göre kadınları depresyona sokan erkek tipleri:
Kıskançlık ve sahiplenme duygusu:
İkili ilişkilerde ilişkiyi ve kadını yıpratan en önemli unsurlardan biri kıskançlıktır. Ama bunun da ötesinde kadını çok fazla yıpratan ve kıskançlığın da önüne geçebilen durum, sahiplenme duygusu. Evlendikten sonra erkeğin kadına hissettirdiği, 'Sen benim malımsın' düşüncesi. Bu, erkeklerde daha fazla gözleniyor. Bu düşüncenin beraberinde kontrol mekanizması geliyor. Erkek, kadının kıyafetlerini, davranışlarını, arkadaşlarını (erkek kadın fark etmiyor) görmesini istemiyor. Eşinin işine karışıyor ve bir süre sonra çalışmasına da karşı çıkıyor. Hatta daha da ileri giderek, 'benden önceki hayatını bitiriyorsun, benimle yeni bir hayata başlıyorsun' diyebiliyor. Erkek kadının, gardrobu yenilemeler, arkadaşları yenilemeler, kendi çevresine göre insanları seçme gibi davranışlar sergiliyor.
Baştaki heyecanın azalması ya da bitmesi:
Evliliğin başında kadın için de erkek için de bu birliktelik; yeni, heyecan verici, değişik olabilse de kontrol mekanizması devreye girdiğinde erkek kadının benliğini elinden alıyor. Kadın bir süre sonra tek başına karar verecek bir birey olmadığını anlamaya başlıyor. 'Ben seninle varım, çünkü beni ben yapan bütün her şeyi seninle bıraktım' düşüncesiyle kadın bir süre sonra yok oluyor. Ardından da kadını yıpratan bir tablo ortaya çıkıyor.
Senin ailen benim ailem' tartışması:
"Senin annen benim annem, senin ailen benim ailem" ayrımı, ikili ilişkilerde kadın ve erkek için çok fazla yıpratıcı oluyor. Ama erkekler evlendikten sonra aile kavramını biraz daha ön planda tuttuğu için kadın bundan çok daha fazla etkileniyor. Erkek, 'Annem benden önce gelir. Bir şey yapacaksan önce annemden izin alacaksın' gibi yaptırımlar uygulayabiliyor. Bu durum bir süre sonra kadın için çekilmez bir hal alıyor. Erkeklerde aile ile ilgili bu tür davranışlar kültürel bir şey, kesinlikle öncelikle ataerkil olmaktan kaynaklanıyor. Biz kavramı ile bir birliktelik kurulmuyor. Kadın, erkeğin evine ve ailesine getiriliyor. Sonrasında ise 'Sen bizim malımızsın' deniyor. Bizi olduğumuz gibi her şeyimizle kabul edeceksin ve her dediğimizi yapacaksın gibi hissettiriliyor. Kadın yok sayılıyor, yok ediliyor. Bir süre sonra da duygularını ifade edemeyen, kendini anlatamayan kadın çatlayacak hale geliyor.
Kıskançlık:
Kıskançlık da kontrol mekanizması nedeniyle ortaya çıkan bir durum. Erkek kıskançlığı kadının her şeyini kontrol altına almaya çalışıyor. Kendisinden izinsiz hiçbir şey yapmasına izin vermiyor. Giydiği giysiden görüştüğü arkadaşlarına kadar kıskançlık yapıyor.
İletişim bozukluğu:
Kadınlar için öne çıkan en önemli meselelerden biri de iletişim bozukluğu. Kadınları en çok yıpratan erkek tipi, iletişim sorunu olan tiptir. Sürekli içine kapanık ise, konuşmuyorsa, zamanını bilgisayarın ya da elinde kumanda ile televizyonun karşısında geçiriyorsa bir süre sonra kadın eşinden soğumakta ve yıpranmaktadır. Eşini psikoloğa götürmek için girişimlerde bulunur ama genellikle erkekler bu konularda psikolojik yardım almaktan kaçınırlar. Kadınlar daha çok duygusal, erkekler ise daha çok cinsellikle ilgili konularda psikolog yardımı almaktadır. Kadının bu noktada istediği el ele baş başa göz göze oturmak değil, birlikte bir şeyler konuşarak sohbet etmektir. Kadınları en çok yıpratan durumlardan en önemlisi, çiftlerin birbirleriyle konuşamamaları. Öyle çiftler var ki birlikte bir şeyler yapmaktan sıkılıyorlar. Bir yere gideceklerse arkadaşlarını da çağırmak isterler, paylaşım olmadığı zaman ilişki çiftleri yıpratır.
DEPRESYON BELİRTİLERİ
Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz Tozlu, kadınların depresyona girme belirtilerini ise şöyle açıkladı:"İçine kapanıklık, yemek yeme alışkanlıklarında bozukluk, ev içinde eşiyle paylaşamadığı şeyleri ailesi ve arkadaşlarıyla paylaşmaya çalışması, ruhsal ve psikolojik olarak çökme, kaygı bozuklukları, depresyon, sürekli kötü bir şey olacak duygusuyla yaşamaya başlama, çok ciddi bir ruhsal yatkınlığa sahipse o tetiklenebilir. Böyle durumlarda kadının kesinlikle psikolojik yardım alması önerilir. İçinden çıkılmaz bir hal alan ruhsal durumunun daha da kötüye gitmemesi için kadının izleyeceği en önemli yol, bir uzman yardımıyla içinde bulunduğu durumu aşmaya çalışmasıdır."









Etiketler: , , , , ,

/div>
<


<


Bir çok kadın göğüslerini muayene etmez. Korkarlar ya da bu işi bilmediklerinden yapmazlar. Aslında kendi göğüslerinin kadının kendi tarafından kontrol edilmesi çok yararlıdır. En küçük bir değişikliği kadın kendi hissedebilir. Meme kanseri için çok önemli olabilecek, ERKEN değişimi görebilir. Meme kanserlerinin %75'i ilk defa, hastaların kendileri tarafından fark edilmektedir. Muhakkak ki, bu tür muayeneler yeterli değildir. Belirli aralıklarla bu konudaki uzman hekimlerin de kontrolü gerekir. Hekim, gereğinde mamaografi denen bir tür radyolojik test veya ultrasound dan da yararlanır. Siz fark ettiğiniz tüm değişiklikleri hekiminize aktarmalısınız.Göğüslerinize Dikkatle Bakınız.
Bir aynanın önünde durarak dikkatle göğüslerinizi inceleyeyiniz. Şekilsel bir değişme veya renksel bir değişme önemli olabilir.Kendinize aşağıda da gösterildiği gibi 3 pozisyonda bakınız. Kollarınız 2 yanda serbest iken, kollarınız başınızın üstüne kadar kalkmış olarak ve elleriniz kalçalarınıza konmuş ve haifçe bastırırken.
Aşağıdaki resimlere bakınız!









kollar iki yanda serbest halde






kollar baş seviyesinin üzerinde







eller kalçalarda ve hafifçe bastırırken
Göğüslerinizi Banyo Yaparken de Kontrol Edebilirsiniz
Özellikle küçük göğüs yapısına sahip kadınlar için ideal bir yöntemdir. Sabunun verdiği kayganlık da muayeneyi kolaylaştırır.. Ellerinizden birisini başınızın arkasına götürün ve diğer eliniz ile göğüsünüz üzerinde gezinin. Dairesel hareketler yapın. Muayenede memeyi aklınızda 4 bölüme ayırın ve öyle muayene edin, parmaklarınızı bir birinden ayırmadan, fazla bastırmadan yavaşça hareket ettirin. Daha sonra meme ucu ile koltuk altı bölgelerinizi muayene edin. Sonra
aynı işlemi öbür göğsünüze uygulayın.Banyo Yaparken Kontrol







Bir el baş arkasında ve diğer elle kontrol.

Yatarak Meme Muayenesi


Özellikle büyükçe göğüs yapısına sahip kadınlar için uygun bir yöntemdir.Bir omzunuzun arkasına bir yastık veya havlu koyunuz. O taraftaki elinizi başınızın arkasına koyun. Sonra diğer eliniz yardımıyla meme muayenesi yapın.
Ne Arayacaksınız?

Herşeyden önce memenin normal yapısını hissetmeyi arayacaksınız. Bunun dışında
Elinize gelecek bir kitle (memenin diğer dokuları ile birlikte hareket etmeyen).
Ağrı.
Hassasiyet.
Koltuk altı - boyun bölgelerindeki lenf bezi büyümeleri de çok önemli noktalardır.
Memeden gelen kan veya kirli akıntılar.
Meme de şekil değişiklikleri.
Deri değişiklikleri ve gamzeleşme.
Ne Zaman Yapacaksınız?

Bu konuda hazırlanmış bir programa burdan erişebilirsiniz (muayene programı). Normal koşullarda Bu tür muayeneler her ay yapılmalıdır. Muayeneyi herhangi bir günde değil, göğüslerin en az hassas olduğu adet sonu dönemlerde yapmakta yarar vardır. Menapozdaki kadınların, akılda kolay kalacak bir günü seçmeleri, (örneğin her ayın ilk Pazar günü gibi) büyük kolaylık sağlayacaktır. Hamilelikte de muayenelere devam edilebilir. Memedeki sütün tamamen boşaldığı anlarda yapılması uygun olur. Bu tip muayeneleri yapacağınız zaman son derece rahat olmalı ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda bulunmalısınız.

Eğer Alışılmamış Bir Şey Hissederseniz...

Eğer kendi kendinize yaptığınız meme muayenesinde alışılmamış bir bulgu yakalarsanız, öncelikle hekiminizi arayınız. Şunu hiç unutmayın: " Her 10 meme kitlesinden 9'u kanser DEĞİLDİR!" Ancak bu sizin yavaş olmanız için bir sebep olmamalı ve derhal hekiminize gitmelisiniz. Erken tanı kanserde de hayat kurtarıcı olmaktadır. Genellikle memenin yapısında bulunan diğer dokuların, değişik nedenlerle şişmesi sanki kötü huylu bir tümörmüş gibi algılanmaktadır. Bu nedenle kişisel muayenelerin adet döneminin sonlarında, memelerin daha az gergin olduğu dönemlerde yapılmasında yarar vardır.

Etiketler: , , ,

/div>
<


<

Yok…
Adam konuşacak…
Çenesini tutması mümkün değil…
İlla ki, o son sözü kendisi söyleyecek.
Sizi ‘Şah’ dedirtmek için kışkırtacak ki, kendisi ‘Mat’ desin. Pası sizden alacak ki gole gitsin...
O; vahşi cinayetlerin hafifletici nedeni…

Aba altından sopa gösteren, diplomasiyi en iyi tehdit ederken kullanabilen kışkırtıcı kişi…
*Onun hep en çok başaran, en çok kazanan, en çok bilen, en detaylı düşünen olması gerek.Ortamın en göze çarpanı, en sivri söz söyleyeni olması gerek
O bir ‘Bay mükemmel’ (!)Tanrı’nın dünyaya ‘atık’ olarak (!) attıklarından değil, ‘yapıt’ olarak bıraktıklarından.(Ya da çaktırmayın, o öyle sanıyor…)
*Mümkünse, herkes ona hayran olsun!Daha öğrencilik yıllarında sınıfta herkese isim takan, öğretmen soruyu sormadan ‘ben biliyorum!’ diye atılan bir tek o olsun.
Biraz büyüdüğünde…bütün kızlar ona kurban olsun!
Kitlesi olmayan mükemmel erkek (!) olamıyor. Ganimet kutusu; hızlı aşklar, kırık kalplerle dolsun.
Yemeğin iyisini, işin karlısını, her yolun kestirmesini o bilsin. Alaycı gülümseyişi bir an yüzünden eksilmesin.
Egosu, sınırsız büyüyebilen bir balon gibi şişsin, şişsin, şişsin…
Siz de mecburen dize gelen olun. Az laf sarfeden, çokça sabreden, onun başarısına ondan çok emek veren, yine de takdir edilmeyen, koşulsuz affeden olun.
Ne o? Tarifim size birilerini mi çağrıştırdı?*ego,
O ‘ bay mükemmel’ (!) leri daima uzaktan tanımanız dileğiyle…
Romantik Erkek Tarlası
Bildiğiniz gibi her meyvenin mevsimi vardır. Kış günü karpuz olmaz yazında portakal... Hormonlu sera ürünlerini saymazsak tabii... Öncelikle ürün almanız için tohumu tarlaya ekmeniz gerekir; buraya kadar anlaşılmayan birşey yok sanıyorum. Uygun şartlar olunca, uygun ısı, su, verimli toprak, tohum kalitesi, verimli hasat yapmamanız için bir engel yoktur. Buraya kadar anlatılanların erkeklerle ilgisi ne diye soran siz hanımefendilerin alt paragrafa geçmesini rica eiyorum.
Biz erkekler bitkilere çok benzeriz. Nasıl tohum için kalite varsa bizim içinde bizi yetiştiren ailelerimizin özellikle annelerimizin önemi büyüktür. Nasıl uygun şartlar biraraya gelince verim elde edilirse bizim için de durum aynıdır. Peki romantik erkek nasıl elde edilir?
Bazı sıradışı durumlar hariç, 9 yaşında bakıcısının Cengiz Kurdoğlu tutkusu yüzünden günde 5 saat taverna dinlemiş bir çocukluk geçiren ben gibi, erkeklerde çevrelerine karşı duygusal bakış 18 yaşından sonra gelişir. İşte tam burda annelerin önemi büyük. Benim oğlum yapar erkektir,kızlar peşinde koşuyor,çapkın benim oğlum gibi hormonları yiyen erkek hayatta iflah olmaz. Tohum kalitesi düşmüştür o an. Bu durumun tersine anne oğluna karşı cinsin herşeyden önce insan olduğunu anlatmış olsun. Bu seferde karşımıza kendisine acı çektirilmesinden hoşlanan duygu mazoşisti sevgililer çıkıyor. Erkek soğuk olmalı, peşinden koşturmalı, onu elde tutmak için çaba harcamalıyım,yarışmalıyım diğerleriyle gibi hormonları kobay erkeğimize verdiğini düşünün. Deneyimler, aşklar, ayrılıklar...
Romantizmin ve romantik erkeklerin neden soylarının tükendiğini anladınız eminim
.alıntı netten

Etiketler: , , , ,

/div>
<


<

Yine bir yıl başı yaklaşıyor bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum.
Her yeniyıl bir başka güzel.. 2008 yeniyıl sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeniyıl ınız kutlu olsun.
Herkes bir başkasına yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olur. Yeni yıl paylaşımlarımızın yılı olsun. Mutluluk, esenlik ve sevinçler getirsin. Mutlu yıllar dilerim.
Sağduyu aklın kapıcısıdır. Görevi: Kuşkulu fikirlerin içeri girmesine, ve de dışarı çıkmasına engel olmaktır.Yeni yılda hepizin mutlu, sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle..
Düşsüz büyük şeyler yapılamaz. 2008 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle..
Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2008 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..
Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım.. Nice yıllar, mutlu yıllar..
Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar!!
Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu Yıllar dilerim.
Zamanı yapamayacağımızı şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle..
Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan , dostlarına güven, sevgine sarıl.. Yeni yıl senin başarılarının anahtarıyla tüm kapıları açacaktır.. Mutlu Yıllar!!
Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların yanıtları seninle olsun.. Mutlu yarınlar,mutlu yıllar..
İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Tanrı’nın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun.. Armağanınla yücel..
En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar..
Hepimizin tüm ilgisi gelecek olmalıdır, çünkü yaşamımızın geri kalanını orada geçireceğiz. 2008 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim..
İdeal denen şey bir yıldıza benzer, ona hiçbir zaman ulaşamayız ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi bize de yolumuzu gösteren odur. Yeni yılda tüm ideallerine kavuşman dileğiyle mutlu yıllar..
En büyük zaman hırsızı, yaşadığımız kararsızlıktır. 2008 yılı tüm kararlarımızın gerçekleşmesi ve mutluluğu getirmesi dileğiyle, nice mutlu yarınlara..
Şunu unutma: Her şeyin yok olduğunu düşündüğünüz anda, gelecek hâlâ yerindedir. Yeni yıl geleceğin ilk adımıdır. Mutluluk ve başarı dileklerimle..
Başaramadığınız zaman düş kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak, yeniden denemezseniz işte o zaman sizin için her şey bitmiş demektir. 2008 yılının ülkemiz, ailemiz ve hepimiz için mutlu ve başarılarla dolu olması dileğiyle..


Etiketler: ,

/div>
<


<

Naciye İla, her gün kabuğu ile yenilecek bir elmanın, insan vücudundaki bir çok hastalığa iyi gelmesinin yanısıra, cilt yaşlanmasını da geciktirdiğini söyledi.
Elmanın, her türlü hastalıklıkta en fazla fayda sağlayan bir meyve olduğunu belirten İla, “İçerdiği organik asitler, soda ve fosfor ile beyin, karaciğer ve mideye son derece olumlu etkileri olan elma, antioksidan içermesi nedeniyle kalp sağlığı açısından da yararlı olmasının yanısıra, cilt yaşlanmasını da geciktirmektedir'' dedi. İçeriğinde, yüzde 85 su, yüzde 12 şeker, organik asitler, soda, fosfor, vitamin A, B1, B2, B5, C, E ve PP bulunan elmanın kas ve sinir sistemi için gerekli bir meyve olduğunu ifade eden İla, bedeni ve zihni yorgunluklarda yatıştırıcı etkiye sahip olan elmanın yatmadan önce yenildiği taktirde rahat bir uyku sağlanabileceğini söyledi. Böbrekleri çalıştıran elmanın idrar söktürücü özeliği ile vücuttaki ürik asidin dışarı atımını hızlandırdığını da belirten İla, “Taze elma suyu ile silinen kırışık ve pörsük deri, canlılık ve tazelik kazınır. Pişmiş elmanın kabızlığa etkili olduğu bilinen bir gerçektir. Elma kürüyle de gut, böbrek, mesane hastalıklarıyla hemoroite karşı son derece iyi sonuçlar alınmıştır. Taze rendelenmiş bir adet elmanın yemekten önce tüketilmesi, sindirim yetersizliğine son derece iyi gelmektedir. Sindirim sistemini uyaran ve mide mukozasını güçlendiren elma suyu, aynı zamanda ateş düşürücü olarak kullanılmaktadır'' diye konuştu. Günlük 3 adet elma tüketiminin 2 ayda yüzde 10 oranında kolesterol düşmesine yardımcı olduğunu kaydeden İla, “Günde 3 adet elma tüketiminin kötü kolesterol oranını düşürürken, iyi kolesterol oranını da 4 kat arttırdığı saptanmış bulunuyor. Lif olarak zengin olan elma, vücutta kolesterol ve yağın birikmesine engel olur. Sigara içenlerde nefes alma kapasitesinde artış sağlayan elma, içerdiği posa miktarı, yağ yakıcı olması ve düşük enerji içermesinden dolayı zayıflama diyetlerinde tercih edilen ve önerilen bir meyvedir'' dedi.

Etiketler: , , , ,

/div>
<


<

Birmetre boyunda, yağ veren bir yıllık otsu bir bitkidir. Başlıca Hindistan, Çin ve Sudan’da yetişir. Mutfaklarımızdaki baharatların belki de en eski tarihe sahip olanlarından biri susam dır. Sadece baharat olarak değil, ilaç, dini sembol olarak da kullanılan susam bundan 4 bin yıl önce Ortadoğu medeniyetleri arasındaki ticaretin en önemli maddelerinden biriydi. Eskiden büyülü bir gücü olduğuna inanılan susam eski kültürlerinde de farklı amaçlar için kendine yer bulmuş eski mısırlılar susamı öğüterek unundan, Çinliler ise yağını yakarak isinden baskı mürekkebi olarak faydalanmışlar.
Romalılar'ın susamı kimyonla birlikte oğuterek macunsu bir yiyecek hazırlandığıda söylenir.Hindistan'da da susam yağı binlerce yıl boyunca cilt ve saç bakımında kullanıldığı yazılır. Susamın ister tatlı ister tuzlu olsun pek çok yemeğe lezzet katığını biliyormuydunuz.? Susamı çiğ olarak ya da kavurarak kullanabilirsiniz.Hafif kavrulmuşu her tür tuzlu yiyeceğe serpilir; çeşni ve tat verir.10 çorba kaşığı susamı kuru tavada hafif kavrulur, 1 çorba kaşığı tuz ayrıca başka kapta hafif kavrulur.
Soğuyunca beraber havanda dövülür, bir kavanoza konur, gerektiğinde her tür yiyeceğe serpilir. kavrulan susamlar kavonoza konarak uzun süre saklamanız mümkündür.Hamur işlerinin vazgeçilmezi olan susam ortadoğu ve asya ülkelerinin mutfaklarında sıkça yer alır.Karamalize
edilen şekere susam eklediğinizde çıtır çıtır yiyebileceğiniz harika bir tatlı elde etmiş olursunuz.Susam et yemeklerine de çok yakışır salatalara ayrı bir tat katar .Tahin helvasının hazırlanmasında kullanılıyor.Ekmek ve pasta ,simit ve her türlü hamur çeşitlerine üzerine serpilen susam tohumlarından yağ çıkararakta sıvı halde margarin halinede dönüştürülerek yemeklik olarak,da faydalanılıyor.
Doğal susam yağı; salata, mayonez, soslar, zeytinyağlı yemeklerde özel lezzeti nedeni ile, katkı olarak kulanılıyor. Susam yağının en büyük özelliği vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lesitin açısından çok zengin olmasıdır.Ancak bu maddeleri bozulmadan elde edebilmek için susamın kavrulmaması, sıcak su ile temas etmemesi ve ısıdan mümkün olduğunca korunması gerekir. Kalsiyum, potasyum, fosfor, B vitamini ve demir de taşıyan susam tohumları kolestrolsuz bir besin olma özelliğini taşıyor.Muhtelif cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara sürülür. Günde 1 tatlı kaşığı içilerek güçlenmeleri ve beslenmeleri sağlanabilir. Bu kullanış özellikle kepekli, maya ve mantar enfeksiyonlu saçlarda ve kalsiyum ile vitamin eksikliği nedeniyle bozulmuş tırnaklarda çok iyi geldiği ,susam yağının cildi güneşten koruma etkinliği çok yüksek olduğu, yağı ayrıca en ünlü masaj yağı olduğu söylenir..
Ağız yaralarında Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir.Susam yağı lüks kaliteli sabunlarda, kremlerde, losyon ve şampuanlarda kullanılır.ayrıca Tonik, hafif laksatif, idrar söktürücü, besleyici, gaz giderici, yatıştırıcı, afrodizyak.özeliğine de sahiptir. Kadınlar da ve erkekte özellikle yaşlanmayla birlikte gelişen kemik yoğunluk azalmasını (Osteoporoz), içerdiği organik kalsiyum tuzları nedeniyle onarabilir. Eklem sorunlarında yine doğrudan ya da başka ilaçlarla karışım halinde masaj uygulanması yoluyla ağrıyı azaltabildiği gibi, eklem sertleşmeleri (artrozıar, kireçlenmeler) ve oynatıldığında ses çıkartan eklemleri yumuşatıp, güçlendirebilir
.
Bu amaçla 1 tatlı kaşığı susam yağ, 4 tatlı kaşığı taze limon suyuyla karıştırılıp en az 30 gün boyunca aç karnına ya da yemeklerden 1 saat sonra içilmesi tavsiye ediliyor.. Muhtelif cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara tatbik edilerek ve günde 1 tatlı kaşığı içilerek güçlenmeleri ve beslenmeleri sağlanabilir. Bu kullanış özellikle kepekli, maya ve mantar enfeksiyonlu saçlarda ve kalsiyum ile vitamin eksikliği nedeniyle bozulmuş tırnaklarda çok önemli olduğu söyleniyor.
İçerdiği yüksek oleik asit (Omega-9) oranı ve antioksidanlar nedeniyle ısıya, ışığa karşı oldukça dayanıklı olup, cilde tatbikten sonra, güneş ışığı altında uzun süre bozulmadan kalabilir.
güneşten koruma faktörü SPF 45 gibi oldukça yüksektir.Bu özellik
susam yağı doğal bir güneş yağı olmasını sağlar. İçine az miktarda kakao yağı eklenerek sağlıklı ve hızlı bir bronzlaşma sağlanıp, güneşin tuzlu su ve rüzgarın ciltteki yıpratıcı ve yaşlandırıcı etkisi de azaltılmış olur. Taşıdığı doğal lesitin, hem antioksidan maddelerin, hem de yağa eklenen diğer maddelerin ciltten kolayca ve derinlere kadar emilmesini sağlar. Böylece cildin yaşlanmasını engeller, kalıcı bir nem oluşturur.
Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, evde aromatik yağları kullanarak nasıl masajlar yapılabileceğini anlattı;
*Susam yağı alınarak içerisine bir-iki damla karanfil ve defne yağı koyarak özellikle romatizmal ağrılara yardımcı olan bir karışım elde edilir.

*Gerilime bağlı ağrılarda ılık susam yağı içerisine bir iki damla lavanta yağı, portakal yağı ve 5-6 damla melisa yağı yardımcı olabilir.
* Yaşlılıkta aşırı kireçlenmeye bağlı ağrılarda ise susam yağı içine az miktarda biberiye yağı katılabilir. Varisler, dolaşım bozukluklarına bağlı ağrılarda melisa, biberiye ve biraz susam yağı etki gösterebilir.
*Strese ve gevşemeye yönelik, alın, iki kaş ortasına, kulak arkalarına, şakaklara, ayak tabanlarına kuyruk sokumuna yapılan susam yağı masajının yararı olabilir. Masajı yukarıdan aşağıya, merkezden uçlara doğru yapmak daha yararlı olacaktır. Susam yağını vücuda sürerken ılık olmasının faydası vardır. İlk alındığında kaynar suyun içine koyup 20-25 dakika bekletilirse yağın incelmesi ve tortuların dibe çökmesi sağlanır.

Etiketler: , , , , , , , ,

/div>
<


<
Afrodizyak özelliği yanında kolesterol düzenlemesinden,çocuklarda zeka ve kemik gelişimine katkı sağlamaya kadarbirçok özelliği bulunduğu belirtilen keçiboynuzu nektarı,İngiltere ve Almanya’da büyük ilgi görüyor.
KEÇİBOYNUZU PEKMEZİNİN FAYDALARI
Cinsel gücü artırdığı ve bu yönde kalıcı etki yarattığı bilinen keçiboynuzu pekmezinin, ayrıca kolesterolü düşürdüğü, içerdiği yüksek miktardaki potasyum, fosfor ve kalsiyumla, çocukların zeka ve kemik gelişimini sağladığı, astım, bronşit ve nefes darlığı gibi rahatsızlıkları önlediği, göğüs ağrılarını izole ettiği belirtiliyor. Balgam söktürücü ve hazmı kolaylaştırıcı özelliği de bulunduğu ifade edilen an pekmezin, hafızayı ve dikkati artırdığı, sinirleri rahatlattığı kaydediliyor.
KEÇİBOYNUZUKeçiboynuzunun en önemli özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Kortizon tedavisinden başka çare bulamayan, alerjik nefes darlığı çeken ve yılın belli mevsimlerinde öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatan bir çok insanın, Keçiboynuzunu kullanmaya başladıktan daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıkları gözlemlenmektedir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde çok yönlü özellikleri olan bir maddedir. Bu maddenin, bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Sağlığımız için keçiboynuzunun faydaları sayılamayacak kadar çoktur.
Bu faydalarından bir kısmı şöyledir:
Ağrı kesici, Alerjiye karşı, Astıma karşı, Bakteri yok edici, Bronşite karşı, Kansere karşı, Karaciğeri toksinden arındırıcı, Serbest radikalleri yok edici, Bağışıklık sistemini güçlendirici, Mikroplara karşı, Antiseptik, Kansere karşı koruyucu, ishale ve kabızlığa karşı, Nitrozamin yok edici, Bronş genişletici , Çocuk felçine karşı. Ayrıca gıda maddelerinde E410 ile gösterilen kıvam artırıcı katkı maddesi olarak kullanılır. Keçiboynuzu ve çekirdekleri öğütülerek sütle ve balla sütlü kahve veya nest kafe pişirir gibi pişirilerek veya pekmez yapılarak tüketilebilir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır. Sigara içenler keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir. Keçiboynuzu, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir. Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yüksek olduğu, bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadır. Keçiboynuzunun bu koruyucu özelliği Allah’ın insanlara olan bir lütfudur. Değerli okuyucu, bir insanın kendi kendine (sağlığı açısından) verebileceği en büyük zarar; sigara içmesidir. Unutmayınız ki, sigara içmek sadece akciğer kanserine yakalanma riskini artırmıyor, genel olarak insan sağlığını olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır. Keçiboynuzu akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü artırıcı farklı etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır. Bu ikinci takviye bitki kırmızı turptur. Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir bitkidir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.
Anadolu’nun bazı bölgelerinde “harnup”olarak da bilinen, ana vatanı Yunanistan, Fas, Tunus ve İsrail olan keçiboynuzu, Türkiye’de ise Antalya ve Mersin ile Muğla’nın Datça ilçesi dolaylarında yaygın şekilde yetişiyor. Meyveleri Mayıs ayı başında büyümeye başlayan keçiboynuzu, Haziran-Temmuz aylarında olgunlaşıyor. Olgunlaştıktan sonra meyve rengi yeşilden kahverengiye dönüşen keçiboynuzu, kuruyuncaya kadar toplanmıyor. Doğada kendiliğinden yetişen bu meyve, Eylül ayından Aralık ayı sonuna kadar hasat edilebiliyor. Keçiboynuzu kürünün viagra’dan üstün tarafları1. Keçiboynuzunun herhangi bir yan tesiri yoktur. 2. Hem besleyici hem de besin değeri olan keçiboynuzudur3. Astım, alerjik astım, alerjik nefes darlığı, akciğer kanserini önleyici, 4. Akciğer ödemini yok edici ve sperm sayısını artırıcı ve balgam söktürücü olarak olumlu özellikleri vardır. Viagra’da bu özellikler yoktur. Keçiboynuzu kürü erkeklerin iktidarsızlığına karşı bir gecelik çözümler yerine, tedavi edici ve de kalıcı çözüm getirmektedir. Keçiboynuzu kürü uygulanmaya başladıktan 4-5 gün sonra etkisini göstermeye ve cinsel hayatı dengelemeye başlar. Eğer uzun zamandan beri iktidarsızlık çekiliyor ise bir haftadan itibaren etkisini göstermeye başlar. Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği için de tansiyon problemi olanların rahatlıkla uygulayabilecekleri bir kürdür. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir desdekleyicidir.
netten alıntı

Etiketler: , , , , , , , ,

/div>
<


<
Pürüzsüz cilt, parlak saçlar, sağlam tırnaklar, yalnızca bir düş müdür? Hayır! Doğanın bize sunduğu biçimiyle kullanılan bitkiler, bitkisel yağlar ve öteki ürünlerle mutfakta hazırlanabilen hafif etkili bileşimlerle bedene sağlıklı ve göze hoş gelen bir görünüm kazandırılabilir.
Genellikle kullanılan kozmetiklerin içerdiği kimyasal maddeler, yapay koku maddeleri ve bir çok katkı maddesi, sürekli kullanıldıklarında yararlı olmaktan ziyade zararlı olabilirler. Kimyasal maddelerle ve yapay koku maddeleriyle sürekli birlikteliğin duyarlı kişilerde ayrıca alerjilere yol açtığı da bilinen bir gerçektir. Tüm bunların yanı sıra, kimyasal kozmetikler çok pahalıdır
da!
Doğal kozmetiğin avantajları
-Cilt bakımında kullanmak istediğiniz malzemeleri kendiniz seçebilirsiniz.
-Renk, koku ve dayanıklılık bakımından yapay madde kullanmanız gerekmez.
-Cilt dostu maddelerle cildin işlevlerini destekleyebilir ve cildin kendisini yenileyebilmesine(regenerasyon) yardımcı olabilirsiniz.
Tüm bu faktörleri göz önünde bulunduran kadınlar(ve erkekler), gitgide artan bir ilgiyle, reçeteleri yüzyıllardır uygulanmakta olan doğal bakım preparatlarını kullanıyorlar. Dillere destan güzelliğini, bal, kısrak sütü(eşek sütü!), bitkisel esanslar ve yağlarla koruyan Kraliçe Kleopatra, bu konuda önemli bir örnek olarak görülebilir. Cilt, saç ve tırnaklar için kremler, losyonlar, maskeler ve temizlik losyonları hazırlamak isteyen kişinin bu iş için fazla zaman harcamasına da gerek yoktur. Kullanılacak malzemeler eczaneden, bitkisel drog satıcılarından, sebze ve meyve satıcılarından satın alınabilir. Bazı güzellik bitkileri ise bahçede veya balkonda bile yetiştirilebilir.
Gerekli malzemeler

Cilt bakımı ürünlerinin yapımında (örneğin kremlerde), bir taşıyıcı ve dolgu maddesi ve iyileştirici görevini üstlenen etken maddeler gerekmektedir. Doğal kozmetik ürünlerinin temel taşıyıcı maddeleri, katı yağlar ve balmumu(ve benzerleri), su, alkol ve bitkisel yağlardır.
Katı yağlar ve balmumu türevleri
Katı yağlar ve balmumu türevleri, preparatlara(özellikle kremlere) gerekli kıvamı kazandırırlar ve ayrıca cilde yarayışlı özelliklere sahiptirler. Doğa bize bu çeşitleri bitkisel ve hayvansal formlarda sunar:
-Balmumu:
Arıların yaptığı bal peteklerinin eritilmesi yoluyla elde edilir. Kaliteli olmasına özen gösterilmelidir. Balmumu, cildi pürüzlerden ve yağdan arındırır.
-Kakao yağı:
Beyaz sarımtırak, oldukça katı, kırılabilir bir kütledir. Eritilirken, 36 dereceden fazla ısıtılmamalıdır. Kremlerin yumuşaklığını ve cilt tarafından çabuk emilmesini sağlar.
-Lanolin: Koyun yününden kazanılır. Cildi iyileştirici ve koruyucu özellikleri vardır. Ama koyunların parazitlere karşı korunmasında kullanılan kimyasal ilaçların kalıntılarını içerebilir. Satın alma sırasında bu bakımdan dikkatli olunmalıdır.
Sıvılar

Kozmetik malzemeleri genelde su ve alkol içerirler. Doğal bakım ürünlerinin pek çoğunda ise bitki çayları yer alır.
-Su:
Bir numaralı hayat iksiri, yalnızca arıtılmış formda kullanılır. Böylece, örneğin kireç gibi mineraller ve bakteriler saf dışı bırakılmış olur. Arıtılmış su, nemlendirici maddelerin eşliğinde, cildi yumuşatır.
-Etil alkol:
Özellikle losyonlarda ve temizleme sularında, düşük derecelerde kullanılır. Alkolün derecesi, arıtılmış su eklenerek düşürülebilir. Cildi fazla yağdan arındırır, mikrop kırıcı, iltihap önleyici ve yatıştırıcıdır.
Soğuk preslenen bitkisel yağlar
Bitkisel yağlar, değerli içerikleriyle(doymamış yağ asitleri, lesitin, vitaminler ve çeşitli mineraller), derinin işlevlerini desteklerler. Şifalı bitkilerle tedavi geleneğinde bitkisel yağ kullanımı, bilinen en eski beden bakımı uygulamalarında çok önemli yere sahiptir. Ama dikkat: Günümüzde kullanıma sunulan pek çok bitkisel yağ, kimyasal ilaç kalıntıları içermektedir! Bu nedenle, kimyasal ilaçlama yapılmayan bölgelerin ürünlerinden elde edilmiş çok kaliteli yağların kullanımına özen gösterilmelidir.
-Bademyağı:
Acı ve tatlı badem çekirdeğinin karışımından, ama bazen de yalnızca tatlı bademden elde edilir. Bademyağı kullanışlıdır. Özellikle duyarlı, kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini alır. Bebeklerde de kullanılabilir.
-Hintyağı:
Müshil ilacı olarak bilinir. Kendine özgü kokusu nedeniyle kozmetiklere katkı biçiminde, az miktarlarda kullanılır. Özellikle saçları güçlendirmede başarıyla kullanılabilir.
-Jojoba yağı:
Jojobaöl, bilimsel adı Simmondsia chinensis olan, Meksika kökenli bir ağaççığın meyve çekirdeklerinden kazanılır. Akışkan bir mumdur. Kozmetik ürünlerinde yaygınlıkla kullanılır.
-Kabak çekirdeği yağı: Cildi düzgünleştirir, yumuşatır ve yaşlanmasını yavaşlatır.
-Soya yağı:
Soya fasulyesinin yağı, yüksek oranda içerdiği lesitin ve A Vitamini göz önünde bulundurularak cilt bakımında kullanılan öteki yağlara eklenebilecek en değerli yağlardandır. Cildin beslenmesinde önemli görevler üstlenebilir.
-Susam yağı:
Hafif etkili, cildi besleyici ve güneş ışınlarından(UV) koruyucu özellikler içerir. Cilde derinlemesine işler, temizleyici ve zararlı maddelerden arındırıcı olarak kullanılabilir.
-Zeytinyağı:
Kaliteli sızma zeytinyağı klasik bir kozmetik katkısıdır. Cilde derinlemesine işler, normalleştirir ve kendini yenileyebilmesine yardımcı olur(regenerasyon).
Şifalı Bitkilerin Etkisi
Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemli bir bölümü yüzyıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları da fevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan

bitkiler, güzellik bakımına en uygun olanlardır:
-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek çok etkili bir dezenfekte ilacıdır.
-Aynısafa çiçeği:
Deriyi temizler ve kendini yenilemesini destekler (regenerasyon). İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.
-Sarı kantaron:
Yatıştırıcıdır. Özellikle kuru ve çatlak deriyi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.
-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.
-Ebegümeci:
Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Deriyi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.
-Civanperçemi:
İltihaplanmaları önler, krampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı deride başarıyla kullanılabilir.
-Gülyağı ve gülsuyu:
Deriye canlılık kazandırır ve gerginleştirir.
-Ihlamur:
Deri dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler, kuru ve duyarlı deriler için uygundur.
-Isırganotu:
Derinin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir.-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın deri için önerilir.
-Oğulotu(Melisa):
Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra deriyi de genel anlamda yatıştırır.
-Mayıs papatyası:
Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileri ile özellikle problemli ve duyarlı deriler için çok önemlidir.
Mutfağımızdaki güçler
-Avokado:
İçerdiği yağ asitleri ve vitaminler sayesinde bu koyu yeşil meyve, çok değerli besinler listesinde yer almaktadır. Dıştan kullanımda, bol miktarda içerdiği A Vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler, üstderide kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler. B Vitamini kompleksi, hücre metabolizmasını çok olumlu etkiler. Avokadonun etken maddeleri, deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir.
-Çiçek balı:
Dünyanın bilinen en eski tatlandırıcısı albüminler, vitaminler, mineraller, mikro besin maddeleri, enzimler ve organik asitler içerir. Bu besleyici maddeler deriyi güçlendirir ve yumuşatır. Antibakteriyel ve iltihap giderici, deriyi gerginleştiricidir, esnekliği arttırır ve kan dolaşımını uyarır.
-Buğday kepeği: Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Deriye düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.
-Yeşil çay: Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok yarayışlıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden

-Çökelek/Ekşimik: İltihaplı deriye karşı eskiden beri kullanılan çökelek, gerektiğinde biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, altderinin(perminal katmanın) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır. Çıbanları(örneğin koltuk altında çıkan köpekmemesini) kısa sürede işletir ve temizler.
-Elma sirkesi:
Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.
-Havuç:
İçerdiği karoten(Provitamin A) ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.
-Hıyar(Salatalık):
Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.
-Limon: Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı/büzüştürücü/gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.
-Süt:
Yağlı cilt bakımında ve nemlendirici olarak idealdir. Çok değerli maddeleri cilt tarafından hızla emilir. Üstderiye esneklik kazandırır, derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir, kan dolaşımını uyarır ve pürüzlü deriyi düzgünleştirir.
-Yoğurt:
İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.
-Yulaf:
B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.
-Yumurta sarısı:
Lesitin ve kolesterol açısından çok zengin olduğu için, cilt maskeleri ve kompresler hazırlanırken emulgatör olarak (örneğin yağ ile suyun bir süre için birbirine karışmasını sağlamakta) kullanılır. Cildi rahatlatır ve düzgünleştirir.
-Zencefil:
Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Eterli yağlar(esanslar)

Eterli yağlar, bildiğimiz anlamdaki bitkisel yağlardan değildir; pek çok uçucu(eterli) maddelerin bir bileşimidir. Yağ olarak anılmalarının başlıca nedeni, suda çözünmeyip ancak katı veya sıvı yağlarda çözünmeleridir. Bu çok değerli eterli yağlar, bitkilerin damıtılmasıyla veya preslenmesiyle elde edilirler. Cilt bakımında kullanılacak olan eterli yağların kaliteli ve gerçek olmalarına büyük özen gösterilmelidir. Yapay esansların bitkisel yağlara karıştırılması yoluyla oluşturulmuş sahte eterli yağların cilt bakımında kullanılmaları çok yanlış olur. Yalnızca eczanelerden ve güvenilir firmalardan, yüzde yüz doğal olduğuna inandığınız yağları satın alınız!
Eterli yağlar, çok yönlü etken maddeleri sayesinde yalnızca cildi rahatlatıp iyileştirmekle kalmazlar; kişide yatıştırıcı, uyarıcı, canlandırıcı ve rahatlatıcı etkiler de yaratabilirler. Eterli yağlar, kremlerde, losyonlarda, banyo katkısı veya inhalasyon(soluma) biçiminde kullanılarak, beden sağlığına ve rahatlığına geniş ölçüde katkı sağlayabilirler.
Eterli yağların etkileri
-Kafur yağı:
Kan dolaşımını uyarıcı ve canlandırıcıdır.
-Karanfil yağı: Cildi yatıştırır ve dezenfekte eder.
-Lavanta yağı:
İltihaplanmayı önleyici, yatıştırıcı ve hücre yenileyici.
-Limon yağı:
Dezenfekte edicidir. Kırılmaya eğilimli tırnakların bakımında kullanılabilir.
-Nane yağı:
Metabolizmayı uyarıcı, dezenfekte edici ve kan dolaşımını uyarıcıdır.
-Oğulotu(melisa) yağı:
Yatıştırıcı ve duyarlılığı azaltıcı etkiler içerir.
-Mayıs papatyası yağı: İltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcıdır.
-Rezene yağı: Dezenfekte edici, yatıştırıcı ve güçlendiricidir.
-Servi yağı:
Dokuları sıkıştırıcı ve dezenfekte edicidir.
-Turunç kabuğu yağı (Bergamot): Antiseptik ve iyileşmeyi hızlandırıcıdır.
Eterli uçucu yağlar, banyo katkısı olarak bile, önce katı veya sıvı yağların içinde çözündürülmelidir; çünkü suda çözünmezler ve değdikleri bölgeyi tahriş edebilirler!
Kimyasal kozmetik ürünleri genellikle, konserve edici yapay maddeler içerirler. Ürünler böylece uzun süre boyunca bozulmaz, ama derinin dengesini bozabilirler ve alerjilerin başlıca nedeni olarak tanınırlar. Bu yapay maddeler yalnızca ürünün içindeki bakterileri öldürmekle kalmayıp, derinin dengesini koruyan çok önemli doğal bakterileri de yok ederler. Burada tanıtılacak olan doğal kozmetik ürünler, dayanıklılık kazandıran herhangi bir yapay madde içermedikleri için, saklanmaları ve kullanım süreleri bakımından çok dikkatli olmak gerekir. Şifalı bitki demlemeleri ve besin maddeleri ile hazırlanan kozmetikler hemen kullanılmalıdır. Bu tanımın dışında kalan ürünlerin buzdolabında saklanması doğru olur. Bitkisel yağlar ise birkaç ay boyunca bozulmadan bekleyebilirler. Kremler ve losyonlar da en çok iki haftalık bir süre içinde kullanılmalıdırlar.
Mutfakta hazırlanan doğal kozmetiklerle deriye, saçlara ve tırnaklara hiçbir zarar vermeden bakım yapılabilir, ama bu bakım sürecinde de problemler yaşanabilir. Daha önce hep hazır kozmetik ürünü kullanmış olan kişilerde, doğal kozmetik ürünleri bazen sivilcelenme veya deri gözeneklerinin iltihaplanması gibi tepkiler oluşabilir. Bu durumlara genellikle, deri metabolizmasını güçlü bir biçimde etkileyebilen bitkiler kullanıldığında rastlanır. Alerjilerde ise durum değişiktir: Bazı bitkilere veya bitki yağlarına karşı deri hemen veya kısa bir süre sonra, kızarıklık veya kaşıntı gibi tepkiler verebilir. Bu durumda, alerjiye yol açan reçetenin kullanımına hemen son verilir. Ama önceden bir deri testi yaparak, alerjik tepki oluşup oluşmayacağı saptanabilir: Söz konusu üründen birazı, kol ekleminin iç tarafına sürülür ve ertesi güne kadar beklenir. Eğer ertesi gün o bölgede herhangi bir alerjik tepki oluşmamışsa, söz konusu reçete rahatlıkla kullanılabilir.

Önemli bir konu da, önerilen dozajlara sadık kalınmasıdır. Bazen fazla kullanılan birkaç damla eterli yağ bile önemli değişikliklere yol açabilir. Ayrıca, eğer reçetede belirtilmemişse eterli yağlar, kesinlikle doğrudan cilde uygulanmamalıdır!
Cilt Tipiniz Nedir?
Yapısı ve işlevleri açısından herkesin cildi benzerlikler gösterir, ama yine de her cilt başkadır. Genellikle üç cilt tipinden söz edilir: Normal veya karışık cilt, yağlı cilt ve kuru cilt. Bu üç değişik durumun bir kişide görülmesine çok ender rastlanır. Ama karma biçimleri söz konusudur ve mevsimlere ve yaşa göre cildin özelliklerinde değişimler görülebilir.
-Normal ve karışık cilt:
Normal cilt düzgün ve yumuşaktır, donuk bir parlaklığa ve sağlıklı bir görünüme sahiptir. Karışık ciltte, yanaklar kuru ve daha çok alın, burun ve çene bölgeleri yağlıdır. Ama bu durum, normal ciltte de görülebildiği için, normal cilt sınıfına girer.
-Yağlı cilt:
İri gözenekli ve sivilcelenmeye yatkındır. Yıkandıktan kısa süre sonra yine parlak bir görünüm kazanır ve kremlendikten uzun bir süre sonrasına kadar yağlı kalır. Sivilceli cilt, yağlı cildin kız kardeşidir: Sivilceler, yağ yapımında bir aksaklığın belirtisidir.
-Kuru cilt:
Bazen sert ve pulludur, göz ve ağız çevresinde genç yaşlarda kırışıklıklar oluşmaya başlar. Kuru cildin bakımında yanlışlıklar yapılabilir. Temizlendikten sonra gerilir ve yağlı kremler çok çabuk emilir.
Eğer cildinizin hangi sınıfa girdiğine karar veremiyorsanız, bir kozmetik uzmanına başvurmanız doğru olur. Böylece, uygulayacağınız reçetelerde ve bakım yöntemlerinde yanılgıya düşmemiş olursunuz.
*Yağlı bölgeleri veya karışık ciltteki sivilceli bölgeleri yağdan arındırıcı maddelerle temizlemeye çalışmayınız. Cildin asidik koruma örtüsünü tahrip edebilirsiniz.
*Yağlı cildinize çok etkili veya yüksek dereceli alkol içerikli ürünlerle işkence etmeyin. Bu tür bakıma yağ bezlerinin tepkisi, daha fazla yağ üretmek olacaktır.
*Özellikle kuru cildi soğuk suyla yıkamayın: Aksi halde gözenekler kapanır ve cilt daha fazla kurur.
*Cildin kendini yenileyebilmesi için(regenerasyon), haftada 1-2 kere, cilde uygun yüz maskeleri uygulanmalıdır.
*Peeling yöntemi(ayda 1-2 kere), cildin sertleşmesini önler.
*Pigment lekelerine karşı, rendelenmiş çiğ patates maskesi, 15-20 dakika
etkilemeye bırakılır.
-Mayıs papatyası yağı, her tür cilt için
30g mayıs papatyası, 100 ml susam yağı ve 100 ml kırmızı kantaron yağına eklenir. Cam yağ kavanozu bir saat boyunca çok sıcak su banyosunda (benmarin yöntemi) bekletilir ve süre sonunda iyice çalkalandıktan sonra, tülbentten geçirilerek süzülür. Yağa batırılan pamukla yüz iyice temizlenir.
-Yağ karışımı, normal ve karışık cilt için
10’ar ml soya yağı ve hintyağı, 20 ml bademyağı ve 30 ml zeytinyağı iyice karıştırılarak koyu renkli bir şişeye aktarılır. Yağla ıslatılan bir pamukla, yumuşak hareketlerle yüze, boyuna ve dekolteye yedirilir.
-Temizlik maskesi, yağlı cilt için
1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı susam yağı ve 3-4 damla limon suyu iyice karıştırılarak krem haline getirilir. Elle veya bir bezle, yüze, boyuna ve dekolteye sürülür ve 10 dakika etkilemeye bırakılır. Süre sonunda bol ılık suyla yıkanılır.
-Limon peelingi, yağlı cilt için
2 yemek kaşığı dolusu ince rendelenmiş limon kabuğu, 2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği iyice karıştırılır ve biraz su eklenerek esnek bir lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakikalık bir süre boyunca cilt temizlenir. Bol ılık suyla yıkanılır
.
-Yeşil çay losyonu, kuru cilt için
Orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suda 1 tatlı kaşığı dolusu yeşil çay haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı ve 10 ml gliserin iyice karıştırıldıktan sonra, çayla birlikte küçük bir kavanoza aktarılarak iyice çalkalanır. Karışıma batırılan pamukla, yüz, boyun ve dekolteye friksiyonla iyice emdirilir.
-Kepek peelingi, olgun cilt için
5 yemek kaşığı dolusu badem veya buğday kepeği biraz suyla iyice karıştırılarak lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakika boyunca yüz iyice temizlenir.
Canlandırıcı yüz losyonları
Yağ veya kremlerle yapılan bir temizliğin ardından uygulanan yüz losyonları, cilde canlılık kazandırır ve yatıştırıcıdır. Bir pamuk parçasını losyonla ıslatın ve yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi nemlendirin.
-Lavanta suyu, karışık cilt için
Sabahları ve akşamları, bir pamuğu lavanta destile suyu ile ıslatın ve yüzünüze, boynunuza, dekoltenize sürün.
Lavanta suyu, yağlı cilt için
50 ml lavanta destile suyu, 2-3 damla nane yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesini bir cam kabın içinde iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi, bu sıvıyla ıslattığınız bir pamukla temizleyiniz.
-Aynısafa losyonu, kuru cilt için
50 ml portakal çiçeği destile suyu, 50 ml gülsuyu ve 20 ml aynısafa tentürünü bir şişede iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü bu losyonla temizleyin. Aynısafa tentürünün yapımı için gerekli bilgiyi, kitabın bitkiler bölümünde bulabilirsiniz.
-Bitki losyonu, sivilceli ve iltihaplı cilt için
1 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ayrıkotu kökü, 1 yemek kaşığı dolusu öksürükotu yaprağı(veya ebegümeci yaprağı), 1 yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçek yaprağı (hepsi kurutulmuş olarak), 200 ml steril su, 30 ml 70 derecelik etil alkol ve 30 ml adaçayı destile suyu bir kavanoza koyulur ve ağzı iyice kapatılır. Arada bir çalkalanarak 3-4 gün bekletildikten sonra, 3-4 kat tülbentten geçirilerek süzülür. Elde edilen losyon, koyu renkli temiz bir şişeye aktarılır. Her kullanımdan önce iyice çalkalanır. Losyonla ıslatılan bir pamukla, sabahları ve akşamları, yüz, boyun ve dekolte nemlendirilir
.
Yağ karışımları
Eterli bitki yağları, yüz masajları için çok uygundur veya kuru ve olgun ciltler için, bir gece kreminin yerini doldurabilirler. Ama eterli yağlar doğrudan kullanılmaz, ana madde olarak seçilen bir bitkisel yağa uygun miktarda karıştırılarak kullanılırlar. Önerilen miktarlar bir kapta karıştırıldıktan sonra koyu renkli bir şişeye aktarılır ve iyice çalkalanır. Yağların birbirine tam olarak karışabilmesi için birkaç saat beklenilmesi gerekir.
-Yağ karışımı, yağlı cilt için
15 damla limon yağı, 12 damla servi yağı(veya 10 damla kafur yağı), 10 damla lavanta yağı, 50 ml soya yağı.
-Yağ karışımı, normal cilt için
15 damla lavanta yağı, 4 damla gülyağı, 8 damla adaçayı yağı(veya ökaliptus yağı) ve 50 ml susam yağı.
-Yağ karışımı, kuru cilt için

15 damla rezene yağı(veya mayıs papatyası yağı), 5 damla lavanta yağı, 5 damla gülyağı ve 50 ml bademyağı.
-Yağ karışımı, olgun cilt için
15 damla lavanta yağı, 5 damla kekik yağı, 3 damla nane yağı, 10 damla gülyağı ve 50 ml zeytinyağı.
Deriyi Besleyici Maskeler

Maskeler, cildi güçlendiren klasik güzelleştiricilerdir. İyileştirici ve güzelleştirici maddelerini cilde emdirerek, onun kendini yenileyebilmesine yardımcı olurlar. Maskeler cildi yatıştırır, gerginleştirir ve kan dolaşımını uyarırlar.
-Elma-krema maskesi, normal ve kuru cilt için
Kabuğu soyulan bir elma ince rendelenir ve 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 10 dakika etkilemeye bırakılır.
-Ekşimik/Çökelek maskesi, yağlı cilt için
4 yemek kaşığı dolusu ekşimik(çökelek), 10 ml adaçayı destile suyu, 10 ml gülsuyu, 1 kahve fincanı ılık süt mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak 30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Zencefil kompresi, yağlı cilt için

1 bardak zeytinyağı hafifçe ısıtılır, 1 yemek kaşığı dolusu öğütülmüş zencefil yağa iyice karıştırılır ve 1-2 saat bekletilir. Bu karışımın emdirildiği bez parçaları yüze uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
-Hıyar maskesi, yağlı cilt için
Soyulmuş hıyardan kesilen 5 kalın dilim mikserde püre haline getirilir, 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı susam yağı, 1 yumurta sarısı iyice çırpılır ve hepsi mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak, 45 dakika etkilemeye bırakılır.
-Ekşimik/çökelek maskesi, yağlı cilt için
125g ekşimik(çökelek), 2 yemek kaşığı dolusu ılık süt ve yarım limonun suyu iyice karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.
-Avokado maskesi, kuru cilt için
Olgun bir avokado meyvesi kabuksuz olarak çatalla ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır. Bir yumurta sarısı çatalla iyice çırpıldıktan sonra eklenerek karıştırılır ve bu arada da 3 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı, karıştırılma sırasında azar azar eklenir. Yüze, boyuna ve dekolteye bolca uygulanır ve 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Havuç maskesi, olgun cilt için
1 yumurta sarısı, yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye sürülerek, 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Buğday kırması maskesi, kuru cilt için
100g kırılmış buğday, krem haline gelebilecek ölçüde zeytinyağı ile mikserde karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.
-Yeşil çay maskesi, olgun cilt için
Bir bardak su kaynatılır ve 5 dakika bekletilir, 1 yemek kaşığı dolusu yeşil çay eklenerek 5 dakika demlendirilir, süzülür ve soğumaya bırakılır. Bu arada, 3 yemek kaşığı dolusu bademyağı ve 1 yemek kaşığı dolusu çiçek balı iyice karıştırılır. Yeşil çay bu karışıma yavaş yavaş eklenirken karıştırmaya devam edilir. Maske, yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
-Cildi tazelemek için (20 dakikalık maskeler)
*Bal, limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı iyice karıştırılır.
*Limon suyu ve 1 yumurta sarısı iyice karıştırılır.
*Sütte pişirilen 1 elma iyice ezilir ve ılıklaşması beklenir.
Kompresler ve Buğu Banyoları
Şifalı bitkilerle veya eterli yağlarla hazırlanan kompresler ve buğu banyoları cilde tazelik kazandırır ve kan dolaşımını uyarır. En doğrusu, cildin akşam temizliğinin ardından uygulanmasıdır.
Kompresler için, çok sıcak ama kaynamayan suyla bitkiler haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
Yüze uygulanan buğu banyoları için, kaynar derecede olmayan çok sıcak suya bitkiler veya eterli yağlar eklenir. Büyük bir havluyla baş ve su kabı örtülerek, gözler kapalı biçimde, 5-10 dakika boyunca buharın cildi etkilemesi beklenir. Buhar cildi yakmamalıdır! Sonunda yüz soğuk suyla yıkanır ve temiz bir havluyla kurulanır.
-Şifalı bitki kompresleri, yağlı cilt için
2 yemek kaşığı dolusu civanperçemi, ıhlamur veya ökaliptus yaprağı, yarım litre su.
-Şifalı bitki kompresi, kuru cilt için
2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur, yarım litre su.
-Şifalı bitki kompresi, olgun cilt için
1 yemek kaşığı mayıs papatyası, 1 yemek kaşığı kuşburnu kabuğu, 1 yemek kaşığı dolusu
aynısafa çiçeği, yarım litre su.
-Buğu banyosu, yağlı cilt için

Mayıs papatyası, ıhlamur, civanperçemi, ökaliptus veya biberiye yağından 4-6 damla ve 1 litre su.
-Buğu banyosu, kuru cilt için

2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur ve 1 litre su.
-Deri gözeneklerinin sıkıştırılması için
*Ezilmiş taze muşmula yaprağı, 20 dakikalık kompres olarak.
*Dilimlenmiş havuç, hıyar veya domates, 15-20 dakika süreyle problemli bölgeye yatırılır.
*Bal maskesi, 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.
*Atkuyruğu çayı, 10-15 dakikalık kompres olarak uygulanır.
*Ceviz yaprağı çayı, 10 dakikalık kompres olarak uygulanır.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

/div>
<


<

EnzimlerBalda şimdiye kadar oniki değişik enzim olduğu saptanmıştır. Enzimsiz yaşam mümkün olmazdı enzimler bütün biyokimyasal süreci organize eder,yönetir,düzene koyar ve hızlandırır hastalıkları iyileştirir. Balda ayrıca vücudun ancak az miktarda üretebildiği Chocin maddesi vardır. Bu nedenle bu madde vücuda günde iki,üç gram verilmelidir. Chocin karaciğerin yağ metabolizmasını ayarlar ve bu organın yağ bağlamasını önler. Amerikan Dental Araştırmalar Birliğinin İllinois Chicago da düzenlenen ‘Oral Sağlık İçin Yararlı Yiyecekler’ konulu sempozyumda, balın diş çürüğünü önlediği ortaya konmuştur.
ENERJİ KAYNAĞI
Karbonhidrat olarak bir çay kaşığı kadar balda 64 kalori bulunur. Buda vücut kaslarının çalışması için enerji sağlar.
University of Memphis Exercise and Sports Nutrition Laboratory da yapılan sınırlı bir araştırma balın en etkili göstermiştir ki baldaki karbonhidrat ların egzersizler için en etkili formu olduğunu göstermiştir. Araştırmayı yöneten Dr. Richard Kreider'e göre diğer şeker lerle kıyaslandığında balın kan şekeri üzerindeki etkisi daha hafiftir... Balı değerli kılan bir özellikte içeriğindeki polen oranıdır. Günümüzde polen tuzaklarıyla arının çiçekten getirdiği polen kovana girmeden alınmaktadır. Polen oranı yüksek bal vitamin ve minerallerce çok daha zengindir. ve daha değerlidir.
4. Polen in Faydaları Genel sağlığın korunması ve vücut direncinin artırılması yanında dengeli beslenme amacıyla da tüketilen polen aşağıdaki hallerde de fayda sağlamaktadır. Ancak nadiren de görülse polen bazı kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilir. Bu durumda polenin kullanılmaması gerekir. Polen;
* Zihinsel ve bedensel yorgunluklarının giderilmesinde,
* Çocukların sağlıklı gelişmesi ve beslenmesinde,
* Düşünme, araştırma ve çalışma gücünün artırılmasında,
* Sporcuların ve yarış hayvanlarının performanslarının artırılmasında,
* Kansızlığın giderilmesinde,
* Karaciğer, prostat ve kanser hastalıklarında faydalıdır(Tarım Bakanlığı Kaynaklarından.)
BALIN BESLENME VE İYİLEŞTİRME ÖZELLİĞİ
Bal basit karbonhidrat ların kaynağıdır. Balın içeriği :% 17.1 su, % 82.4 karbonhidratlar % 0.5 proteinler ,amino asitler, vitaminler ve minerallerdir.Ortalama karbonhidrat içeriği ise : Çoğu fruktoz ( % 38.5) ve glikozdan oluşur (%31) Kalan % 12 lik karbonhidratıda maltoz sucroz ve diğer şeker ler oluşturur. Balda değişen oranlarda antioksidan olduğu biliniyor. koyu renk balda antioksidan miktarı daha fazladır (Dr Wendy Doyle, British Dietetic Association )Besin DeğeriAntioksidan içeriği sağılıklı kalmamızı sağlar.Günde bir kaşık bal yememiz vücudumuzun antioksidan gereksinimimizi karşılar ve daha güçlü kılar.
BALYARALARI İYİLEŞTİRİYOR
Balın yaraların iyileştirilmesinde kullanılması antik çağlara kadar uzanan bir yöntemdir ve bu tedavi edici özelliği günümüzde modern tedavide yeniden keşfedilmiştir. Dr. Peter Molan (the University of Waikato, New Zealand. )a göre balın yaraların tedavisindeki etkisi birçok rapor ve incelemeye göre çok açıktır.
Dr. Molan balın iyileştirme özelliğini şu şekilde açıklar." Balın antibakteriyel özelliği yaranın enfeksiyonlarını temizlemeye, anti-inflammatory özelliği şişlikleri azaltmaya ve kan dolaşımını normalleştirmeye yardımcı olur ve iyileşmeyi hızlandırır. Balda hücre yenilenmesini teşvik eden enzimler bulunur. buda yaranın iyileşmesi ve yara izinin kaybolmasını hızlandırır.Yanık tedavisi üzerine yapılan bir çalışmada balın yanıkların kısa sürede iyileştirdiği görülmüştür.Subrahmanyam (1991) Balın İyileştirici Özellikleri Şöyle Açıklıyor
1-) Antibakteriyel özelliği dolayısıyla enfeksiyonu önleme
2-) yarayı tamamıyla kaplayıp su kaybını ve mikrop bulaşmasını engelleme
3-)baldaki enzimlerin hücre dokusunun düzelmesine katkı sağlaması
4-) ödemi absorbe ederek yarayı temizlemesi
5-) acı ve kaşınmayı önleme kokuyu engelleme.Efem (1988) Başka bir araştırma göstermiştir ki bazı antibiyotik ve merhemlerle iyileştirilemeyen bazı yara ve cilt ülser leri yara üzerine bal tatbik edilerek 7 günde iyileştirilmiştir.alıntı netten

Etiketler: , , , , , ,

/div>
<


<

Yeşil çayın sağlık üzerindeki olumlu etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Ancak bu kez size önereceğimiz bu özel reçeteler sağlığınız değil güzelliğiniz için. Sadece birkaç poşet yeşil çay kullanarak hazırlayacağınız maske ve toniklerle yeşli çayın mucizesini cildinizde hissedeceksiniz.

Yeşil çaylı güzellik reçeteleri
1.Gözler için rahatlatıcı kompres
Yeşil çayı önce keyifli bir içim için, sonra da poşetlerini daha güzel gözlere sahip olmak için kullanın! Harika bir fikir değil mi? Böylece hem içten hem dıştan çift etki yaratmış olacaksınız. Çünkü yeşil çayın uykusuzluk ve stresten dolayı gözlerde oluşan sorunlara karşı rahatlatıcı ve sakinleştirici etkisi var.2. Göğüsleri sıkılaştırıyor.
2. Göğüsleri sıkılaştırıyor
4 kaşık süzme yoğurt ve 2 yemek kaşığı yeşil çayı karıştırın. Karışımı göğüslerinizin üzerine sürün, 10 dakika bekletin ve sonra yıkayın. Ardından da cildinizi yine bitkisel kökenli (adaçayı ve kekik yağı olabilir) cildi sıkılaştırıcı bir yağ ile nemlendirin. Böylece hem cildinizin nem ve yağ dengesini düzenleyecek hem de göğüslerinizin sıkılığını artıracaksınız.
3. Canlandırıcı suya dalın
Banyo yapmadan önce, yeşil çay ile tuz peelingi yapmaya ne dersiniz? Ayrıca küvetteki suyun içine yeşil çay esansı atabilir ve yeşil çayın canlandırıcı etkisinden faydalanabilirsiniz. Fransız Sothys firmasının banyo tuzları ve Wella’nın yeni banyo serisi Back To Basics’in yeşil çaylı vücut jelleri, kremleri de yeşil çayın faydalarından mümkün olduğunca yararlanmanızı sağlıyor. Yine Elizabeth Arden’nin ünlü parfümü Green Tea, yeşil çayın harika kokusunu teninize taşıyor.

Etiketler: , , , ,

/div>
<


<


HAYATI KOLAYLAŞTIRMANIN 100 YOLU
ENDİŞE SALLANAN BİR SANDALYE DE SALLANMAK GİBİDİR.

ÇOCUKLAR HAKKINDA ENDİŞE DUYMAKAN VAZGEÇİN.
ŞÜKREDİN.
DÜŞÜNCELERİNİZİ ELE GEÇİRİN.
HİÇ BİR ZAMAN KOMPLİKE OLMAYIN DETAYLARIN İÇİNDE KAYBOLMAYIN.
MÜKEMMELLİYETÇİ OLMAYIN.
ANLAŞILABİLİR BİR İNSAN OLUN, UYUMLU OLUNORGANİZE OLUN!DEĞİŞTİREMEYECEĞİNİZ ŞEYLERİ DEĞİŞTİRECEĞİNİZİ DÜŞÜNMEYİN.
HERKESİN HERŞEYİYLE İLGİLENMEKTEN VAZGEÇİN.
KONTROLÜ BIRAKIN.
ADAPTE OLMAYI YENİLİKÇİ OLMAYI ÖĞRENİN.
BİTİREMEYECEĞİNİZ BİR ŞEYE BAŞLAMYI REDDEDİN.
BAŞARIYA ADIM ADIM ULAŞILIR.
GELEN GÜNÜ GELDİĞİ GÜN DÜŞÜNÜN.
NE GEÇMİŞTE YAŞAYIN NE DE GELECEKTEDİLİNİZE SAHİP ÇIKIN.
İNSANLAR 2 GÖZ 1 DİLLE YARATILIRLAR GÖRDÜKLERİMİZİN YARISI KADAR SÖYLEMELİYİZ.
ÇOK KONUŞAN İNSANDAN KAÇININ.
SENİNLE DEDİKODU YAPAN HER KİMSE SENİN DEDİKODUNU DA YAPAR.
CÖMERT OLUN.
BİLGE OLUN.
ÇABUK ALINMAYIN ALINGAN OLMAYIN.
KİMSENİN SİZİ KIRMASINA İZİN VERMEYİN.
KENDİNİZE KÖTÜ DAVRANMAYIN.
ÇOK BEKLENTİ İÇİNDE OLUP KENDİNİZİ HIRPALAMAYIN.
YENİDEN BAŞLAMAK İÇİN HİÇBİR ZAMAN GEÇ DEĞİLDİR.
KÜÇÜK BİR ÇOCUK GİBİ OLUN.
ÇOCUKLAR DA UMUT VE ÜMİT VARDIR.
HAYATINIZI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN GÜVENMEYİ VE İNANMAYI BIRAKMAYIN.
KALBİNİZ TEMİZ OLSUN.
KENDİ KENDİNİZİN CESARETİNİ KIRMAYIN.
DİSİPLİNLE ARKADAŞ OLUN.
DİSİPLİNİN SIRRI MOTİVASYONDUR.
İNSAN KENDİNİ YETERİ KADAR MOTİVE EDERSE DİSİPLİN KENDİLİĞİNDEN GELİR.
YARGILAMAYI BIRAKIN.
EĞER İNSANLARI YARGILARSANIZ ONLARI SEVMEYE VAKTİNİZ OLMAZ.
AFFEDİCİ OLUN.
MERHAMETLİ OLUN.
ÇABUK AFFEDİN.
SEN AFEETİĞİN ZAMAN KARŞINDAKİ HAKLI OLMUYOR.AMA SENİ RAHAT VE ÖZGÜR BIRAKIYOR.

Etiketler: , , , ,

/div>
<


<



Mutluluk hormonlarınızı harekete geçirip, kaslarınızı canlandırmak, dolaşım sisteminizi koruyup, eklemlerinizi genç tutmak mı istiyorsunuz? O halde hemen yürümeye başlayın.

Ev kadınıysanız sabah işlerinizi bitirince, olmadı akşam bulaşı- ğını makineye koyup mutfağınızı toparladıktan sonra, çalışı- yorsanız sabah duşunuzu almadan, hafta sonunda yemyeşil bir parkta, İstanbul’daysanız Boğaz’ın mavi sularına bakarak yürüyüş yapabilirsiniz. Öylesine mütevazı ve öylesine masum bir spor ki yürüyüş. Yapmamanız için bahaneniz yok. Yürümeniz için ise tam onlarca geçerli nedeniniz var. Tıp biliminin atası Hipokrat, M.Ö. 5. yüzyılda "Eğer tüm vücut bölümleri ılımlı düzeyde kullanılır ve egzersiz yaptırılırsa sağlıklı olur, iyi gelişir ve geç yaşlanır, eğer kullanılmaz ve kendi haline bırakılırsa hastalı klara yatkın olur, sağlıksız gelişir ve hızlı yaşlanır" demiş ve hareket etmenin ne denli yararlı olduğunu vurgulamıştı. Hipokrat'tan bu yana her çağın hekimleri egzersizi önerdi. 1960'lardan itibaren ise, egzersiz, hastalıklardan koruyan ve var olan hastalıkları tedavi etmekte yardımcı bir ilaç olarak reçete edilmeye başlandı.
Yürümenin de bir usulü var

Yapılması kolay, yararı çok olan yürüyüşe başlamaya karar verdiğinizden eminiz. O zaman gelin bu spora başlarken neler yapmak, neler giymek ve nasıl yürümek gerektiği konusunda bilgilerimizi tazeleyelim. Öncelikle yürüyüşün ağır bir yemek öğünü ardından yapılmaması gerektiğini bilmekte yarar var. Bir de diyabet, hipertansiyon ve diğer sistemik hastalıkları olanların doktorlarını ziyaret etmesi önerilenler arasında. Başka neler mi yapmalı? İşte bilinmesi gerekenler:
■ Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
■ 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
■ Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
■ İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
■ Yürüyüşün ilk bir-iki dakikasında yavaş yürünmeli sonra hızlanmalı.
■ Hızınız yürüyüş sırasında konuşmanızı engelleyecek düzeyde olmamalı. Eğer nefes nefese kalıp konuşamı yorsanız hızınız çok fazla, hiç çaba harcamadan konuşuyorsanız çok yavaşsınız demektir.
■ Doğal yürüyüşünüzle yürüyün ve elleriniz doğal bir şekilde yanlarda sallansın.
■ Yürüyüşün bitmesine 2-3 dakika kala terinizin soğuması için hızınızı azaltın.
■ Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçının.
■ Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmeyin.
■ Yürümeye haftada 3-5 kez 20 dakikayla başlayın. Süreyi yavaş yavaş artırın.
■ Yürümek için emniyetli bir yer seçin. Eğer yol kenarında yürüyorsanız trafik akışına ters yönde gidin..
■ Zemini rahat hissedilen bir yolda yürüyün. Düz ve düzgün döşenmiş yüzeylerde daha emniyetli yürüyebilirsiniz, düzensiz veya ıslak zeminlerden uzak durun. Güvenlik açısından işinize ve evinize yakın bir yerde yürüyün.
■ Soğukta rüzgara ve soğuğa dayanıklı dış kılıfları olan eldivenler giyin, vücut ısısının yarısı baştan kaybolduğu için şapka giymeyi ihmal etmeyin.
■ Giderken rüzgara doğru, dönüşte rüzgar arkanızda yürüyün.
■ Yaz aylarında sıcaklığın düşük olduğu erken veya geç saatlerde yürümeye çalışın, bol miktarda su için.

Giysilere dikkat!

Her şey tamam. Peki yürüyüş yaparken nasıl giyinmeniz gerektiğini biliyor musunuz? İşte sağlıklı, rahat bir yürüyüş için giyim rehberi:
■ Yürüyüş yapmak için seçeceğiniz giysiler rahat hareket etmenizi sağlayacak gevşek giysiler olmalıdır.
■ Giysileriniz sıcak hissettiğinizde kolayca çıkartabileceğiniz, serin hissettiğinizde kolayca giyebileceğiniz birkaç kattan oluşmalıdır.
■ Yürüyüş esnasında terlemeyi hedeşemiyorsanı z bir tişört, ince bir kazak ve üzerine ince bir rüzgarlık giyerek yürüyüşe başlayınız.
■ Ayağınıza rahat ve terlemeyi önleyen özel koşu çoraplarından giyiniz.
■ Sizi güneşten veya soğuktan koruyacak bir başlık takınız.
■ Gözlerinizi ultraviyole ışınlarından koruyacak bir gözlük takınız. ■ Yapacağınız yürüyüş yarım saatten uzun sürecekse yanınıza su kabı alın.
Ayaklarınız isyan etmesin

Vücudunuzun tüm yükünü taşı- yan ayaklar yürüyüş sırasında en fazla özeni hak ederler. Peki nası l bir ayakkabıyla yürüyüş yapmak gerekir. Yürüyüşün işkenceye dönüşmemesi için mutlaka kaliteli bir yürüyüş ayakkabısı edinmelisiniz. Belki de bu sporun tek masrafı ayakkabılar için harcadığınız para olacaktır. Aslı nda iyi marka bir spor ayakkabı sizin için ideal olacaktır. Ayakkabı yı alırken ise şunlara dikkat etmeniz yararınıza olur:
■ Ayakkabılarınız ayağınıza tam olarak uymalıdır.
■ Yürüyüş ayakkabılarınız normal ayakkabılarınızla aynı numarada veya yarım numara daha büyük olmalıdır.
■ Yürüyüş ayakkabıları esnek, kolay bükülebilir olmalıdır
■ Yürüyüş esnasında yer ile ilk temas eden kısmınız topuklarınızdır. Ayakkabınızın topuk kısmında topuklarınızı koruyan ve dengede tutan ince bir yastık olmalıdır.

Yürümek için 24 neden

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu, egzersiz yapmak isteyenler için hazırladıkları el kitabında yürüyüşün faydalarını 24 madde halinde sıraladılar. İşte kesip buzdolabınızın kapağına asmanızı önerdiğimiz 24 neden:

1- Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
2- Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
3- Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
4- Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
5- Kan basıncını düzenler.
6- Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
7- Şişmanlık riskini azaltır.
8- Sindirimi kolaylaştırır.
9- Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
10- Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
11- Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
12- Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
13- Kan yağlarının düzeyini düşürür.
14- Kolestrol dengesini düzenler.
15- Koordinasyona olumlu etki yapar.
16- Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
17- Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
18- Dayanıklılığı artırır.
19- Yorgunluk duyumunu engeller.
20- Uykusuzluğu azaltır.
21- Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
22- Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
23- Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.
24- Lenf yani beyaz kan sistemini düzenler.

Biri mutlaka
size uygun
alıntı netten

Etiketler: , , , , , , , , ,

/div>
<