
Bana aşık olabilirsin…ama müttefikim değilsin…Beni ufalamak niçin hoşuna gidiyor bilmiyorum. Sözlerinle olmazsa bakışlarınla eziliyorum.Aşkının fırtınası hiç durmaz mı?
Ütü mü sürmek lazım acaba cümle aşklara? Genç yaşta bu kadar kırışık beni hasta ediyor…Bugün ak dediğine yarın kara demek, dengeli olmayı sadece ip cambazlarının hüneri sanarak yaşamak bizimkisi.
Aşkımın kırmızısı niye hep kan kokuyor?
Etiketler: aşk, bağaz, diken, lanet, paramparça, severken ölmek, sevmek
/div>
O halde;
Bugün çocuklarının en sevdiği yemeği yap mesela.Bırak, bu gece televizyon izlemek istiyorlarsa erken uyumasınlar.Kocana, biraz daha fırsat ver kendi hayatını yaşayabilmesi için. Mesela yarın akşamki maça gitmesinde ne gibi bir mahsur var?Stada girmek için aşması geren ilk turnike senin söylenmelerin olmasın…
Köpeğiniz varsa, gezdirirken yanına bir de küçük top al. Monoton yaşamı o bile sevmez ki.
Buraya kadar başkaları içindi tavsiyeler.
Bu kısım ise senin için:
Eski kız arkadaşlarını ne zamandır aramıyorsun?Haydi, ilk aklına gelen kim varsa sarıl telefona. Kim bilir konuşacak ne çok şeyiniz vardır…Hatta daha iyisini yap, mezun olduğun okulun mezunlar derneğine üye olun birlikte. Böylece en azından bu sayede ara sıra tanıdık, dost yüzleri görmüş olursun.
Bir kez de olsa o hoşuna giden pahalı kozmetik malzemelerinden al. Kendini güzel hissetmek senin de hakkın. Yetinme, kraliçe gibi hissedeceğin pahalı markaların mağazalarına at kendini. Dilediğin kadar şeyi dene, çık.Satın almak zorunda değilsin ki…
En sevdiğin çikolatadan al ve kimseyle paylaşma…
Güzel bir çerçevenin içine gülümseyen bir çocukluk resmini yerleştir. Ardından onu yatağının başucuna koy ki, her zor güne uyandığında kendi umutlu çocukluğun sana güç versin.
Bugün, on dakikalığına da olsa, yolunu uzatmak pahasına biraz yeşil bul kendine. Bir parkın içinden geç mesela. Derin nefesler al…Kendini dinle... Bir ağaç bul ve ona sarıl.Kulağa komik gelebilir. Ne demek istediğimi bunu yaptığında farkedeceksin.
Yaşamına küçük pırıltılar serpmek senin elinde.
Bugün hayatına güzel bir pırıltı katar mısın?Sırf bu yazıyı okuduğun için?

Etiketler: aile, aile içi iletişim, depresyon, erkekler, evlilik, kıskançlık
/div>
Aşağıdaki resimlere bakınız!



Özellikle büyükçe göğüs yapısına sahip kadınlar için uygun bir yöntemdir.Bir omzunuzun arkasına bir yastık veya havlu koyunuz. O taraftaki elinizi başınızın arkasına koyun. Sonra diğer eliniz yardımıyla meme muayenesi yapın.
Ne Arayacaksınız?
Herşeyden önce memenin normal yapısını hissetmeyi arayacaksınız. Bunun dışında
Elinize gelecek bir kitle (memenin diğer dokuları ile birlikte hareket etmeyen).
Ağrı.
Hassasiyet.
Koltuk altı - boyun bölgelerindeki lenf bezi büyümeleri de çok önemli noktalardır.
Memeden gelen kan veya kirli akıntılar.
Meme de şekil değişiklikleri.
Deri değişiklikleri ve gamzeleşme.
Ne Zaman Yapacaksınız?
Bu konuda hazırlanmış bir programa burdan erişebilirsiniz (muayene programı). Normal koşullarda Bu tür muayeneler her ay yapılmalıdır. Muayeneyi herhangi bir günde değil, göğüslerin en az hassas olduğu adet sonu dönemlerde yapmakta yarar vardır. Menapozdaki kadınların, akılda kolay kalacak bir günü seçmeleri, (örneğin her ayın ilk Pazar günü gibi) büyük kolaylık sağlayacaktır. Hamilelikte de muayenelere devam edilebilir. Memedeki sütün tamamen boşaldığı anlarda yapılması uygun olur. Bu tip muayeneleri yapacağınız zaman son derece rahat olmalı ve rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda bulunmalısınız.
Eğer Alışılmamış Bir Şey Hissederseniz...
Eğer kendi kendinize yaptığınız meme muayenesinde alışılmamış bir bulgu yakalarsanız, öncelikle hekiminizi arayınız. Şunu hiç unutmayın: " Her 10 meme kitlesinden 9'u kanser DEĞİLDİR!" Ancak bu sizin yavaş olmanız için bir sebep olmamalı ve derhal hekiminize gitmelisiniz. Erken tanı kanserde de hayat kurtarıcı olmaktadır. Genellikle memenin yapısında bulunan diğer dokuların, değişik nedenlerle şişmesi sanki kötü huylu bir tümörmüş gibi algılanmaktadır. Bu nedenle kişisel muayenelerin adet döneminin sonlarında, memelerin daha az gergin olduğu dönemlerde yapılmasında yarar vardır.
Etiketler: kanser, kendi memeni kendin kontrol et, meme kanseri, meme muayenesi
/div>
Sizi ‘Şah’ dedirtmek için kışkırtacak ki, kendisi ‘Mat’ desin. Pası sizden alacak ki gole gitsin...
*Onun hep en çok başaran, en çok kazanan, en çok bilen, en detaylı düşünen olması gerek.Ortamın en göze çarpanı, en sivri söz söyleyeni olması gerek
*Mümkünse, herkes ona hayran olsun!Daha öğrencilik yıllarında sınıfta herkese isim takan, öğretmen soruyu sormadan ‘ben biliyorum!’ diye atılan bir tek o olsun.
Yemeğin iyisini, işin karlısını, her yolun kestirmesini o bilsin. Alaycı gülümseyişi bir an yüzünden eksilmesin.
Siz de mecburen dize gelen olun. Az laf sarfeden, çokça sabreden, onun başarısına ondan çok emek veren, yine de takdir edilmeyen, koşulsuz affeden olun.
Ne o? Tarifim size birilerini mi çağrıştırdı?*ego,
Romantizmin ve romantik erkeklerin neden soylarının tükendiğini anladınız eminim.alıntı netten
Etiketler: erkekler, mükemmellik, romantik, sevgili, tohum
/div>Etiketler: 2008, yeni yıl mesajları
/div>
Etiketler: elma, gençleşmek, güzellik, kalp sağlıgı, mide
/div>
Romalılar'ın susamı kimyonla birlikte oğuterek macunsu bir yiyecek hazırlandığıda söylenir.Hindistan'da da susam yağı binlerce yıl boyunca cilt ve saç bakımında kullanıldığı yazılır. Susamın ister tatlı ister tuzlu olsun pek çok yemeğe lezzet katığını biliyormuydunuz.? Susamı çiğ olarak ya da kavurarak kullanabilirsiniz.Hafif kavrulmuşu her tür tuzlu yiyeceğe serpilir; çeşni ve tat verir.10 çorba kaşığı susamı kuru tavada hafif kavrulur, 1 çorba kaşığı tuz ayrıca başka kapta hafif kavrulur.
Soğuyunca beraber havanda dövülür, bir kavanoza konur, gerektiğinde her tür yiyeceğe serpilir. kavrulan susamlar kavonoza konarak uzun süre saklamanız mümkündür.Hamur işlerinin vazgeçilmezi olan susam ortadoğu ve asya ülkelerinin mutfaklarında sıkça yer alır.Karamalize edilen şekere susam eklediğinizde çıtır çıtır yiyebileceğiniz harika bir tatlı elde etmiş olursunuz.Susam et yemeklerine de çok yakışır salatalara ayrı bir tat katar .Tahin helvasının hazırlanmasında kullanılıyor.Ekmek ve pasta ,simit ve her türlü hamur çeşitlerine üzerine serpilen susam tohumlarından yağ çıkararakta sıvı halde margarin halinede dönüştürülerek yemeklik olarak,da faydalanılıyor.
Doğal susam yağı; salata, mayonez, soslar, zeytinyağlı yemeklerde özel lezzeti nedeni ile, katkı olarak kulanılıyor. Susam yağının en büyük özelliği vitaminler, mineraller, antioksidanlar ve lesitin açısından çok zengin olmasıdır.Ancak bu maddeleri bozulmadan elde edebilmek için susamın kavrulmaması, sıcak su ile temas etmemesi ve ısıdan mümkün olduğunca korunması gerekir. Kalsiyum, potasyum, fosfor, B vitamini ve demir de taşıyan susam tohumları kolestrolsuz bir besin olma özelliğini taşıyor.Muhtelif cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara sürülür. Günde 1 tatlı kaşığı içilerek güçlenmeleri ve beslenmeleri sağlanabilir. Bu kullanış özellikle kepekli, maya ve mantar enfeksiyonlu saçlarda ve kalsiyum ile vitamin eksikliği nedeniyle bozulmuş tırnaklarda çok iyi geldiği ,susam yağının cildi güneşten koruma etkinliği çok yüksek olduğu, yağı ayrıca en ünlü masaj yağı olduğu söylenir..
Ağız yaralarında Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir.Susam yağı lüks kaliteli sabunlarda, kremlerde, losyon ve şampuanlarda kullanılır.ayrıca Tonik, hafif laksatif, idrar söktürücü, besleyici, gaz giderici, yatıştırıcı, afrodizyak.özeliğine de sahiptir. Kadınlar da ve erkekte özellikle yaşlanmayla birlikte gelişen kemik yoğunluk azalmasını (Osteoporoz), içerdiği organik kalsiyum tuzları nedeniyle onarabilir. Eklem sorunlarında yine doğrudan ya da başka ilaçlarla karışım halinde masaj uygulanması yoluyla ağrıyı azaltabildiği gibi, eklem sertleşmeleri (artrozıar, kireçlenmeler) ve oynatıldığında ses çıkartan eklemleri yumuşatıp, güçlendirebilir.
Bu amaçla 1 tatlı kaşığı susam yağ, 4 tatlı kaşığı taze limon suyuyla karıştırılıp en az 30 gün boyunca aç karnına ya da yemeklerden 1 saat sonra içilmesi tavsiye ediliyor.. Muhtelif cilt sorunlarını ve mantar enfeksiyonlarını engelleyebildiği gibi doğrudan saç diplerine ve tırnaklara tatbik edilerek ve günde 1 tatlı kaşığı içilerek güçlenmeleri ve beslenmeleri sağlanabilir. Bu kullanış özellikle kepekli, maya ve mantar enfeksiyonlu saçlarda ve kalsiyum ile vitamin eksikliği nedeniyle bozulmuş tırnaklarda çok önemli olduğu söyleniyor.
İçerdiği yüksek oleik asit (Omega-9) oranı ve antioksidanlar nedeniyle ısıya, ışığa karşı oldukça dayanıklı olup, cilde tatbikten sonra, güneş ışığı altında uzun süre bozulmadan kalabilir. güneşten koruma faktörü SPF 45 gibi oldukça yüksektir.Bu özellik susam yağı doğal bir güneş yağı olmasını sağlar. İçine az miktarda kakao yağı eklenerek sağlıklı ve hızlı bir bronzlaşma sağlanıp, güneşin tuzlu su ve rüzgarın ciltteki yıpratıcı ve yaşlandırıcı etkisi de azaltılmış olur. Taşıdığı doğal lesitin, hem antioksidan maddelerin, hem de yağa eklenen diğer maddelerin ciltten kolayca ve derinlere kadar emilmesini sağlar. Böylece cildin yaşlanmasını engeller, kalıcı bir nem oluşturur.
Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, evde aromatik yağları kullanarak nasıl masajlar yapılabileceğini anlattı;
*Susam yağı alınarak içerisine bir-iki damla karanfil ve defne yağı koyarak özellikle romatizmal ağrılara yardımcı olan bir karışım elde edilir.
*Gerilime bağlı ağrılarda ılık susam yağı içerisine bir iki damla lavanta yağı, portakal yağı ve 5-6 damla melisa yağı yardımcı olabilir.
* Yaşlılıkta aşırı kireçlenmeye bağlı ağrılarda ise susam yağı içine az miktarda biberiye yağı katılabilir. Varisler, dolaşım bozukluklarına bağlı ağrılarda melisa, biberiye ve biraz susam yağı etki gösterebilir.
*Strese ve gevşemeye yönelik, alın, iki kaş ortasına, kulak arkalarına, şakaklara, ayak tabanlarına kuyruk sokumuna yapılan susam yağı masajının yararı olabilir. Masajı yukarıdan aşağıya, merkezden uçlara doğru yapmak daha yararlı olacaktır. Susam yağını vücuda sürerken ılık olmasının faydası vardır. İlk alındığında kaynar suyun içine koyup 20-25 dakika bekletilirse yağın incelmesi ve tortuların dibe çökmesi sağlanır.
Etiketler: ağız yaraları, antioksidan, defne yağı, karanfil, masaj yağı, mayonez, sağlık, susam yağı, tonik
/div>KEÇİBOYNUZU PEKMEZİNİN FAYDALARI
Cinsel gücü artırdığı ve bu yönde kalıcı etki yarattığı bilinen keçiboynuzu pekmezinin, ayrıca kolesterolü düşürdüğü, içerdiği yüksek miktardaki potasyum, fosfor ve kalsiyumla, çocukların zeka ve kemik gelişimini sağladığı, astım, bronşit ve nefes darlığı gibi rahatsızlıkları önlediği, göğüs ağrılarını izole ettiği belirtiliyor. Balgam söktürücü ve hazmı kolaylaştırıcı özelliği de bulunduğu ifade edilen an pekmezin, hafızayı ve dikkati artırdığı, sinirleri rahatlattığı kaydediliyor.
KEÇİBOYNUZUKeçiboynuzunun en önemli özelliği nefes darlığına karşı oldukça etkili olmasıdır. Keçiboynuzunun nefes darlığına karşı etkili olan etkin maddesi hemen hemen başka hiçbir bitkide bulunmamaktadır. Bu etkin madde aynı zamanda bazı alerjik astım rahatsızlıklarında öylesine etkilidir ki; derhal sonuç almak mümkün olabilmektedir. Ayrıca alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemlerinde büyük bir başarıyla uygulanabilir. Kortizon tedavisinden başka çare bulamayan, alerjik nefes darlığı çeken ve yılın belli mevsimlerinde öksürük krizlerinin nedenli şiddetli olduğunu anlatan bir çok insanın, Keçiboynuzunu kullanmaya başladıktan daha hemen ertesi gün rahatlamaya başladıkları gözlemlenmektedir. Guatr rahatsızlığından dolayı nefes darlığı çekenler de olumlu sonuçlar aldıklarını belirtmişlerdir. Keçiboynuzunun içerdiği gallik asit insan sağlığı üzerinde çok yönlü özellikleri olan bir maddedir. Bu maddenin, bu özelliklerini artıran ve takviye eden keçiboynuzunda bulunan promotor maddelerdir. Sağlığımız için keçiboynuzunun faydaları sayılamayacak kadar çoktur.
Bu faydalarından bir kısmı şöyledir: Ağrı kesici, Alerjiye karşı, Astıma karşı, Bakteri yok edici, Bronşite karşı, Kansere karşı, Karaciğeri toksinden arındırıcı, Serbest radikalleri yok edici, Bağışıklık sistemini güçlendirici, Mikroplara karşı, Antiseptik, Kansere karşı koruyucu, ishale ve kabızlığa karşı, Nitrozamin yok edici, Bronş genişletici , Çocuk felçine karşı. Ayrıca gıda maddelerinde E410 ile gösterilen kıvam artırıcı katkı maddesi olarak kullanılır. Keçiboynuzu ve çekirdekleri öğütülerek sütle ve balla sütlü kahve veya nest kafe pişirir gibi pişirilerek veya pekmez yapılarak tüketilebilir. Akciğer ödemine karşı keçiboynuzunun desteği bulunmaz bir imkandır. Balgam söktürücü gücü ve astıma karşı olan tedavi edici gücü çok fazladır. Sigara içenler keçiboynuzuna başladıktan bir iki gün sonra nasıl balgam çıkardıklarını hayretle gözleyeceklerdir. Keçiboynuzu, insanlığın korkulu rüyası akciğer kanserini %90 oranında önleme gücüne sahiptir. Özellikle sigara içen insanlarda akciğer kanserine yakalanma riskinin ne kadar yüksek olduğu, bu konuyla ilgili hemen her klinik deneyde ortaya konmaktadır. Keçiboynuzunun bu koruyucu özelliği Allah’ın insanlara olan bir lütfudur. Değerli okuyucu, bir insanın kendi kendine (sağlığı açısından) verebileceği en büyük zarar; sigara içmesidir. Unutmayınız ki, sigara içmek sadece akciğer kanserine yakalanma riskini artırmıyor, genel olarak insan sağlığını olumsuz etkileyen zararlı bir alışkanlıktır. Keçiboynuzu akciğer kanserini önleyen mükemmel bir meyvedir. Ancak, akciğer kanserine yakalanmış olanlar için tedavi etme gücü çok zayıftır. Bir bitkinin hastalığı önleyici özelliği ile hastalığı tedavi etme özellikleri birbirlerinden farklı şeylerdir. Keçiboynuzunun akciğer kanserini tedavi etmekteki gücünü artırıcı farklı etkin maddeler içeren ikinci bir bitkiye ihtiyaç vardır. Bu ikinci takviye bitki kırmızı turptur. Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği içinde tansiyon problemi olanların rahatlıkla kullanabilecekleri bir bitkidir. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.
Anadolu’nun bazı bölgelerinde “harnup”olarak da bilinen, ana vatanı Yunanistan, Fas, Tunus ve İsrail olan keçiboynuzu, Türkiye’de ise Antalya ve Mersin ile Muğla’nın Datça ilçesi dolaylarında yaygın şekilde yetişiyor. Meyveleri Mayıs ayı başında büyümeye başlayan keçiboynuzu, Haziran-Temmuz aylarında olgunlaşıyor. Olgunlaştıktan sonra meyve rengi yeşilden kahverengiye dönüşen keçiboynuzu, kuruyuncaya kadar toplanmıyor. Doğada kendiliğinden yetişen bu meyve, Eylül ayından Aralık ayı sonuna kadar hasat edilebiliyor. Keçiboynuzu kürünün viagra’dan üstün tarafları1. Keçiboynuzunun herhangi bir yan tesiri yoktur. 2. Hem besleyici hem de besin değeri olan keçiboynuzudur3. Astım, alerjik astım, alerjik nefes darlığı, akciğer kanserini önleyici, 4. Akciğer ödemini yok edici ve sperm sayısını artırıcı ve balgam söktürücü olarak olumlu özellikleri vardır. Viagra’da bu özellikler yoktur. Keçiboynuzu kürü erkeklerin iktidarsızlığına karşı bir gecelik çözümler yerine, tedavi edici ve de kalıcı çözüm getirmektedir. Keçiboynuzu kürü uygulanmaya başladıktan 4-5 gün sonra etkisini göstermeye ve cinsel hayatı dengelemeye başlar. Eğer uzun zamandan beri iktidarsızlık çekiliyor ise bir haftadan itibaren etkisini göstermeye başlar. Keçiboynuzunda kolestrol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği için de tansiyon problemi olanların rahatlıkla uygulayabilecekleri bir kürdür. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir desdekleyicidir.
netten alıntı
Etiketler: astım, bal, keçiboynuzu, kolestrol, nefes darlığı, ödem, sağlık, soya fasulyesi, tunus
/div>Genellikle kullanılan kozmetiklerin içerdiği kimyasal maddeler, yapay koku maddeleri ve bir çok katkı maddesi, sürekli kullanıldıklarında yararlı olmaktan ziyade zararlı olabilirler. Kimyasal maddelerle ve yapay koku maddeleriyle sürekli birlikteliğin duyarlı kişilerde ayrıca alerjilere yol açtığı da bilinen bir gerçektir. Tüm bunların yanı sıra, kimyasal kozmetikler çok pahalıdır da!
Doğal kozmetiğin avantajları
-Cilt bakımında kullanmak istediğiniz malzemeleri kendiniz seçebilirsiniz.
-Renk, koku ve dayanıklılık bakımından yapay madde kullanmanız gerekmez.
-Cilt dostu maddelerle cildin işlevlerini destekleyebilir ve cildin kendisini yenileyebilmesine(regenerasyon) yardımcı olabilirsiniz.
Tüm bu faktörleri göz önünde bulunduran kadınlar(ve erkekler), gitgide artan bir ilgiyle, reçeteleri yüzyıllardır uygulanmakta olan doğal bakım preparatlarını kullanıyorlar. Dillere destan güzelliğini, bal, kısrak sütü(eşek sütü!), bitkisel esanslar ve yağlarla koruyan Kraliçe Kleopatra, bu konuda önemli bir örnek olarak görülebilir. Cilt, saç ve tırnaklar için kremler, losyonlar, maskeler ve temizlik losyonları hazırlamak isteyen kişinin bu iş için fazla zaman harcamasına da gerek yoktur. Kullanılacak malzemeler eczaneden, bitkisel drog satıcılarından, sebze ve meyve satıcılarından satın alınabilir. Bazı güzellik bitkileri ise bahçede veya balkonda bile yetiştirilebilir.
Gerekli malzemeler
Cilt bakımı ürünlerinin yapımında (örneğin kremlerde), bir taşıyıcı ve dolgu maddesi ve iyileştirici görevini üstlenen etken maddeler gerekmektedir. Doğal kozmetik ürünlerinin temel taşıyıcı maddeleri, katı yağlar ve balmumu(ve benzerleri), su, alkol ve bitkisel yağlardır.
Katı yağlar ve balmumu türevleri
Katı yağlar ve balmumu türevleri, preparatlara(özellikle kremlere) gerekli kıvamı kazandırırlar ve ayrıca cilde yarayışlı özelliklere sahiptirler. Doğa bize bu çeşitleri bitkisel ve hayvansal formlarda sunar:
-Balmumu: Arıların yaptığı bal peteklerinin eritilmesi yoluyla elde edilir. Kaliteli olmasına özen gösterilmelidir. Balmumu, cildi pürüzlerden ve yağdan arındırır.
-Kakao yağı: Beyaz sarımtırak, oldukça katı, kırılabilir bir kütledir. Eritilirken, 36 dereceden fazla ısıtılmamalıdır. Kremlerin yumuşaklığını ve cilt tarafından çabuk emilmesini sağlar.
-Lanolin: Koyun yününden kazanılır. Cildi iyileştirici ve koruyucu özellikleri vardır. Ama koyunların parazitlere karşı korunmasında kullanılan kimyasal ilaçların kalıntılarını içerebilir. Satın alma sırasında bu bakımdan dikkatli olunmalıdır.
Sıvılar
Kozmetik malzemeleri genelde su ve alkol içerirler. Doğal bakım ürünlerinin pek çoğunda ise bitki çayları yer alır.
-Su: Bir numaralı hayat iksiri, yalnızca arıtılmış formda kullanılır. Böylece, örneğin kireç gibi mineraller ve bakteriler saf dışı bırakılmış olur. Arıtılmış su, nemlendirici maddelerin eşliğinde, cildi yumuşatır.
-Etil alkol: Özellikle losyonlarda ve temizleme sularında, düşük derecelerde kullanılır. Alkolün derecesi, arıtılmış su eklenerek düşürülebilir. Cildi fazla yağdan arındırır, mikrop kırıcı, iltihap önleyici ve yatıştırıcıdır.
Soğuk preslenen bitkisel yağlar
Bitkisel yağlar, değerli içerikleriyle(doymamış yağ asitleri, lesitin, vitaminler ve çeşitli mineraller), derinin işlevlerini desteklerler. Şifalı bitkilerle tedavi geleneğinde bitkisel yağ kullanımı, bilinen en eski beden bakımı uygulamalarında çok önemli yere sahiptir. Ama dikkat: Günümüzde kullanıma sunulan pek çok bitkisel yağ, kimyasal ilaç kalıntıları içermektedir! Bu nedenle, kimyasal ilaçlama yapılmayan bölgelerin ürünlerinden elde edilmiş çok kaliteli yağların kullanımına özen gösterilmelidir.
-Bademyağı: Acı ve tatlı badem çekirdeğinin karışımından, ama bazen de yalnızca tatlı bademden elde edilir. Bademyağı kullanışlıdır. Özellikle duyarlı, kuru ve çatlak ciltleri çok olumlu etkiler ve pürüzlerini alır. Bebeklerde de kullanılabilir.
-Hintyağı: Müshil ilacı olarak bilinir. Kendine özgü kokusu nedeniyle kozmetiklere katkı biçiminde, az miktarlarda kullanılır. Özellikle saçları güçlendirmede başarıyla kullanılabilir.
-Jojoba yağı: Jojobaöl, bilimsel adı Simmondsia chinensis olan, Meksika kökenli bir ağaççığın meyve çekirdeklerinden kazanılır. Akışkan bir mumdur. Kozmetik ürünlerinde yaygınlıkla kullanılır.
-Kabak çekirdeği yağı: Cildi düzgünleştirir, yumuşatır ve yaşlanmasını yavaşlatır.
-Soya yağı: Soya fasulyesinin yağı, yüksek oranda içerdiği lesitin ve A Vitamini göz önünde bulundurularak cilt bakımında kullanılan öteki yağlara eklenebilecek en değerli yağlardandır. Cildin beslenmesinde önemli görevler üstlenebilir.
-Susam yağı: Hafif etkili, cildi besleyici ve güneş ışınlarından(UV) koruyucu özellikler içerir. Cilde derinlemesine işler, temizleyici ve zararlı maddelerden arındırıcı olarak kullanılabilir.
-Zeytinyağı: Kaliteli sızma zeytinyağı klasik bir kozmetik katkısıdır. Cilde derinlemesine işler, normalleştirir ve kendini yenileyebilmesine yardımcı olur(regenerasyon).
Şifalı Bitkilerin Etkisi
Pek çok ev yapımı kozmetiğin etken maddeleri bitkisel kökenlidir. Bu bitkilerin çok önemli bir bölümü yüzyıllardır kendilerini çok yönlü olarak kanıtlamışlardır. Ayrıca son elli yıl içinde bitkiler üzerinde yapılan bilimsel araştırmaların sonuçları da fevkalade olumlu çıkmıştır. Aşağıda tanıtılan
bitkiler, güzellik bakımına en uygun olanlardır:
-Atkuyruğu: Bitki, içerdiği bol miktarda silisik asit sayesinde, cilde yeni bir esneklik kazandırır. İrin toplayan sivilcelerin tedavisinde kullanılabilecek çok etkili bir dezenfekte ilacıdır.
-Aynısafa çiçeği: Deriyi temizler ve kendini yenilemesini destekler (regenerasyon). İltihaplanmaları önler ve yaraların iyileşmesini çabuklaştırır. Aynısafa merhemi de yaraların iyileşmesinde önemli rol oynar.
-Sarı kantaron: Yatıştırıcıdır. Özellikle kuru ve çatlak deriyi rahatlatır ve iyileşmeyi hızlandırır.
-Ceviz yaprağı: Yağlı ve temiz olmayan ciltlerde ve yağlı saçlarda kullanılabilir.
-Ebegümeci: Basit yaraların çabuk iyileşmesini sağlar. Deriyi düzgünleştirir ve kuru deriye kadife yumuşaklığı kazandırır.
-Civanperçemi: İltihaplanmaları önler, krampları çözer ve dezenfekte eder. Özellikle sağlıksız ve iltihaplı deride başarıyla kullanılabilir.
-Gülyağı ve gülsuyu: Deriye canlılık kazandırır ve gerginleştirir.
-Ihlamur: Deri dokusunu güçlendirir ve yeni hücre oluşumunu destekler, kuru ve duyarlı deriler için uygundur.
-Isırganotu: Derinin kan dolaşımını hızlandırır. Yağlı saçlara ve kepeğe karşı kullanılabilir.-Kekik: Dezenfekte gücü çok yüksektir. Özellikle sağlıksız ve iltihaplanmaya yatkın deri için önerilir.
-Oğulotu(Melisa): Limon kokulu bu bitki, sinir sisteminin yanı sıra deriyi de genel anlamda yatıştırır.
-Mayıs papatyası: Bu klasik güzellik bitkisi, iltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcı etkileri ile özellikle problemli ve duyarlı deriler için çok önemlidir.
Mutfağımızdaki güçler
-Avokado: İçerdiği yağ asitleri ve vitaminler sayesinde bu koyu yeşil meyve, çok değerli besinler listesinde yer almaktadır. Dıştan kullanımda, bol miktarda içerdiği A Vitamini, hücrelerin yenilenmesini destekler, üstderide kepeklenmeyi nasırlaşmayı önler. B Vitamini kompleksi, hücre metabolizmasını çok olumlu etkiler. Avokadonun etken maddeleri, deriyi kurumaktan korur ve özellikle, duyarlı, kuru, yıpranmış ve yaşlanmış derileri iyileştirir ve güçlendirir.
-Çiçek balı: Dünyanın bilinen en eski tatlandırıcısı albüminler, vitaminler, mineraller, mikro besin maddeleri, enzimler ve organik asitler içerir. Bu besleyici maddeler deriyi güçlendirir ve yumuşatır. Antibakteriyel ve iltihap giderici, deriyi gerginleştiricidir, esnekliği arttırır ve kan dolaşımını uyarır.
-Buğday kepeği: Mineraller ve B Vitaminleri içerir. Deriye düzgünlük kazandırır ve kurumaktan korur.
-Yeşil çay: Japonların ulusal içkisi olan yeşil çay, yalnızca içten değil, dıştan da kullanıldığında çok yarayışlıdır. Duyarlı ciltleri yatıştırır, olgunlaşma aşamasındaki deriyi besler ve vaktinden
-Çökelek/Ekşimik: İltihaplı deriye karşı eskiden beri kullanılan çökelek, gerektiğinde biraz ılık sütle karıştırılarak krem kıvamına getirilir. Yağlı cilt bakımında kullanılır, altderinin(perminal katmanın) kan dolaşımını hızlandırır, ayrıca hafif güneş yanıklarında rahatlatıcıdır. Çıbanları(örneğin koltuk altında çıkan köpekmemesini) kısa sürede işletir ve temizler.
-Elma sirkesi: Bu çok yönlü ilaç, deriyi güçlendirir ve derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir. Çok zengin vitaminler ve mikro besin maddeleri içerir. Kuru ve çatlak cilt kadar, yağlı ve sivilceli cildin bakımında da başarılıdır. Saçlara yumuşaklık ve parlaklık kazandırır.
-Havuç: İçerdiği karoten(Provitamin A) ve lesitin, deri sertliklerini normalleştirir, deriye sağlıklı bir görünüm ve renk kazandırır.
-Hıyar(Salatalık): Deri için klasik bir nemlendirici olarak bilinen hıyar, yağdan arındırıcı etkiye de sahiptir ve bu nedenle yağlı ciltler için hazırlanan maskelere ve kompreslere de girer.
-Limon: Doğal kozmetikte çok önemli yeri vardır. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı/büzüştürücü/gerdirici özelliği vardır ve deriyi yağdan arındırır.
-Süt: Yağlı cilt bakımında ve nemlendirici olarak idealdir. Çok değerli maddeleri cilt tarafından hızla emilir. Üstderiye esneklik kazandırır, derinin asidik koruma örtüsünü güçlendirir, kan dolaşımını uyarır ve pürüzlü deriyi düzgünleştirir.
-Yoğurt: İçerdiği bakteri kültürleri sayesinde, üstderi bakteri florasının yeniden yapılanabilmesine yardımcı olur. İçerdiği süt asidi ise cildin erken kırışmasını önler, ona yumuşaklık ve esneklik kazandırır.
-Yulaf: B grubu öncelikli olmak üzere, vitaminler, mineraller ve değerli yağlar içerir. Öğütülmüş yulaf deriyi düzgünleştirir ve özellikle bu amaçla hazırlanan yüz maskelerinde başarıyla kullanılabilir.
-Yumurta sarısı: Lesitin ve kolesterol açısından çok zengin olduğu için, cilt maskeleri ve kompresler hazırlanırken emulgatör olarak (örneğin yağ ile suyun bir süre için birbirine karışmasını sağlamakta) kullanılır. Cildi rahatlatır ve düzgünleştirir.
-Zencefil: Cildi çok olumlu etkileyen doymamış yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deriyi yağdan arındırır, iltihapları yatıştırır, çatlakların ve küçük yaraların iyileşmesini hızlandırır.
Eterli yağlar(esanslar)
Eterli yağlar, bildiğimiz anlamdaki bitkisel yağlardan değildir; pek çok uçucu(eterli) maddelerin bir bileşimidir. Yağ olarak anılmalarının başlıca nedeni, suda çözünmeyip ancak katı veya sıvı yağlarda çözünmeleridir. Bu çok değerli eterli yağlar, bitkilerin damıtılmasıyla veya preslenmesiyle elde edilirler. Cilt bakımında kullanılacak olan eterli yağların kaliteli ve gerçek olmalarına büyük özen gösterilmelidir. Yapay esansların bitkisel yağlara karıştırılması yoluyla oluşturulmuş sahte eterli yağların cilt bakımında kullanılmaları çok yanlış olur. Yalnızca eczanelerden ve güvenilir firmalardan, yüzde yüz doğal olduğuna inandığınız yağları satın alınız!
Eterli yağlar, çok yönlü etken maddeleri sayesinde yalnızca cildi rahatlatıp iyileştirmekle kalmazlar; kişide yatıştırıcı, uyarıcı, canlandırıcı ve rahatlatıcı etkiler de yaratabilirler. Eterli yağlar, kremlerde, losyonlarda, banyo katkısı veya inhalasyon(soluma) biçiminde kullanılarak, beden sağlığına ve rahatlığına geniş ölçüde katkı sağlayabilirler.
Eterli yağların etkileri
-Kafur yağı: Kan dolaşımını uyarıcı ve canlandırıcıdır.
-Karanfil yağı: Cildi yatıştırır ve dezenfekte eder.
-Lavanta yağı: İltihaplanmayı önleyici, yatıştırıcı ve hücre yenileyici.
-Limon yağı: Dezenfekte edicidir. Kırılmaya eğilimli tırnakların bakımında kullanılabilir.
-Nane yağı: Metabolizmayı uyarıcı, dezenfekte edici ve kan dolaşımını uyarıcıdır.
-Oğulotu(melisa) yağı: Yatıştırıcı ve duyarlılığı azaltıcı etkiler içerir.
-Mayıs papatyası yağı: İltihaplanmayı önleyici ve yatıştırıcıdır.
-Rezene yağı: Dezenfekte edici, yatıştırıcı ve güçlendiricidir.
-Servi yağı: Dokuları sıkıştırıcı ve dezenfekte edicidir.
-Turunç kabuğu yağı (Bergamot): Antiseptik ve iyileşmeyi hızlandırıcıdır.
Eterli uçucu yağlar, banyo katkısı olarak bile, önce katı veya sıvı yağların içinde çözündürülmelidir; çünkü suda çözünmezler ve değdikleri bölgeyi tahriş edebilirler!
Kimyasal kozmetik ürünleri genellikle, konserve edici yapay maddeler içerirler. Ürünler böylece uzun süre boyunca bozulmaz, ama derinin dengesini bozabilirler ve alerjilerin başlıca nedeni olarak tanınırlar. Bu yapay maddeler yalnızca ürünün içindeki bakterileri öldürmekle kalmayıp, derinin dengesini koruyan çok önemli doğal bakterileri de yok ederler. Burada tanıtılacak olan doğal kozmetik ürünler, dayanıklılık kazandıran herhangi bir yapay madde içermedikleri için, saklanmaları ve kullanım süreleri bakımından çok dikkatli olmak gerekir. Şifalı bitki demlemeleri ve besin maddeleri ile hazırlanan kozmetikler hemen kullanılmalıdır. Bu tanımın dışında kalan ürünlerin buzdolabında saklanması doğru olur. Bitkisel yağlar ise birkaç ay boyunca bozulmadan bekleyebilirler. Kremler ve losyonlar da en çok iki haftalık bir süre içinde kullanılmalıdırlar.
Mutfakta hazırlanan doğal kozmetiklerle deriye, saçlara ve tırnaklara hiçbir zarar vermeden bakım yapılabilir, ama bu bakım sürecinde de problemler yaşanabilir. Daha önce hep hazır kozmetik ürünü kullanmış olan kişilerde, doğal kozmetik ürünleri bazen sivilcelenme veya deri gözeneklerinin iltihaplanması gibi tepkiler oluşabilir. Bu durumlara genellikle, deri metabolizmasını güçlü bir biçimde etkileyebilen bitkiler kullanıldığında rastlanır. Alerjilerde ise durum değişiktir: Bazı bitkilere veya bitki yağlarına karşı deri hemen veya kısa bir süre sonra, kızarıklık veya kaşıntı gibi tepkiler verebilir. Bu durumda, alerjiye yol açan reçetenin kullanımına hemen son verilir. Ama önceden bir deri testi yaparak, alerjik tepki oluşup oluşmayacağı saptanabilir: Söz konusu üründen birazı, kol ekleminin iç tarafına sürülür ve ertesi güne kadar beklenir. Eğer ertesi gün o bölgede herhangi bir alerjik tepki oluşmamışsa, söz konusu reçete rahatlıkla kullanılabilir.
Önemli bir konu da, önerilen dozajlara sadık kalınmasıdır. Bazen fazla kullanılan birkaç damla eterli yağ bile önemli değişikliklere yol açabilir. Ayrıca, eğer reçetede belirtilmemişse eterli yağlar, kesinlikle doğrudan cilde uygulanmamalıdır!
Cilt Tipiniz Nedir?
Yapısı ve işlevleri açısından herkesin cildi benzerlikler gösterir, ama yine de her cilt başkadır. Genellikle üç cilt tipinden söz edilir: Normal veya karışık cilt, yağlı cilt ve kuru cilt. Bu üç değişik durumun bir kişide görülmesine çok ender rastlanır. Ama karma biçimleri söz konusudur ve mevsimlere ve yaşa göre cildin özelliklerinde değişimler görülebilir.
-Normal ve karışık cilt: Normal cilt düzgün ve yumuşaktır, donuk bir parlaklığa ve sağlıklı bir görünüme sahiptir. Karışık ciltte, yanaklar kuru ve daha çok alın, burun ve çene bölgeleri yağlıdır. Ama bu durum, normal ciltte de görülebildiği için, normal cilt sınıfına girer.
-Yağlı cilt: İri gözenekli ve sivilcelenmeye yatkındır. Yıkandıktan kısa süre sonra yine parlak bir görünüm kazanır ve kremlendikten uzun bir süre sonrasına kadar yağlı kalır. Sivilceli cilt, yağlı cildin kız kardeşidir: Sivilceler, yağ yapımında bir aksaklığın belirtisidir.
-Kuru cilt: Bazen sert ve pulludur, göz ve ağız çevresinde genç yaşlarda kırışıklıklar oluşmaya başlar. Kuru cildin bakımında yanlışlıklar yapılabilir. Temizlendikten sonra gerilir ve yağlı kremler çok çabuk emilir.
Eğer cildinizin hangi sınıfa girdiğine karar veremiyorsanız, bir kozmetik uzmanına başvurmanız doğru olur. Böylece, uygulayacağınız reçetelerde ve bakım yöntemlerinde yanılgıya düşmemiş olursunuz.
*Yağlı bölgeleri veya karışık ciltteki sivilceli bölgeleri yağdan arındırıcı maddelerle temizlemeye çalışmayınız. Cildin asidik koruma örtüsünü tahrip edebilirsiniz.
*Yağlı cildinize çok etkili veya yüksek dereceli alkol içerikli ürünlerle işkence etmeyin. Bu tür bakıma yağ bezlerinin tepkisi, daha fazla yağ üretmek olacaktır.
*Özellikle kuru cildi soğuk suyla yıkamayın: Aksi halde gözenekler kapanır ve cilt daha fazla kurur.
*Cildin kendini yenileyebilmesi için(regenerasyon), haftada 1-2 kere, cilde uygun yüz maskeleri uygulanmalıdır.
*Peeling yöntemi(ayda 1-2 kere), cildin sertleşmesini önler.
*Pigment lekelerine karşı, rendelenmiş çiğ patates maskesi, 15-20 dakika etkilemeye bırakılır.
-Mayıs papatyası yağı, her tür cilt için
30g mayıs papatyası, 100 ml susam yağı ve 100 ml kırmızı kantaron yağına eklenir. Cam yağ kavanozu bir saat boyunca çok sıcak su banyosunda (benmarin yöntemi) bekletilir ve süre sonunda iyice çalkalandıktan sonra, tülbentten geçirilerek süzülür. Yağa batırılan pamukla yüz iyice temizlenir.
-Yağ karışımı, normal ve karışık cilt için
10’ar ml soya yağı ve hintyağı, 20 ml bademyağı ve 30 ml zeytinyağı iyice karıştırılarak koyu renkli bir şişeye aktarılır. Yağla ıslatılan bir pamukla, yumuşak hareketlerle yüze, boyuna ve dekolteye yedirilir.
-Temizlik maskesi, yağlı cilt için
1 yumurta sarısı, 1 yemek kaşığı susam yağı ve 3-4 damla limon suyu iyice karıştırılarak krem haline getirilir. Elle veya bir bezle, yüze, boyuna ve dekolteye sürülür ve 10 dakika etkilemeye bırakılır. Süre sonunda bol ılık suyla yıkanılır.
-Limon peelingi, yağlı cilt için
2 yemek kaşığı dolusu ince rendelenmiş limon kabuğu, 2 yemek kaşığı yulaf unu ve 6 yemek kaşığı dolusu buğday kepeği iyice karıştırılır ve biraz su eklenerek esnek bir lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakikalık bir süre boyunca cilt temizlenir. Bol ılık suyla yıkanılır.
-Yeşil çay losyonu, kuru cilt için
Orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suda 1 tatlı kaşığı dolusu yeşil çay haşlanır, üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür. 1 yumurta sarısı, 1 tatlı kaşığı dolusu çiçek balı ve 10 ml gliserin iyice karıştırıldıktan sonra, çayla birlikte küçük bir kavanoza aktarılarak iyice çalkalanır. Karışıma batırılan pamukla, yüz, boyun ve dekolteye friksiyonla iyice emdirilir.
-Kepek peelingi, olgun cilt için
5 yemek kaşığı dolusu badem veya buğday kepeği biraz suyla iyice karıştırılarak lapa haline getirilir. Dairesel hareketlerle, 2-3 dakika boyunca yüz iyice temizlenir.
Canlandırıcı yüz losyonları
Yağ veya kremlerle yapılan bir temizliğin ardından uygulanan yüz losyonları, cilde canlılık kazandırır ve yatıştırıcıdır. Bir pamuk parçasını losyonla ıslatın ve yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi nemlendirin.
-Lavanta suyu, karışık cilt için
Sabahları ve akşamları, bir pamuğu lavanta destile suyu ile ıslatın ve yüzünüze, boynunuza, dekoltenize sürün.
Lavanta suyu, yağlı cilt için
50 ml lavanta destile suyu, 2-3 damla nane yağı ve 1 tatlı kaşığı dolusu elma sirkesini bir cam kabın içinde iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü, boynunuzu ve dekoltenizi, bu sıvıyla ıslattığınız bir pamukla temizleyiniz.
-Aynısafa losyonu, kuru cilt için
50 ml portakal çiçeği destile suyu, 50 ml gülsuyu ve 20 ml aynısafa tentürünü bir şişede iyice çalkalayarak karıştırın. Yüzünüzü bu losyonla temizleyin. Aynısafa tentürünün yapımı için gerekli bilgiyi, kitabın bitkiler bölümünde bulabilirsiniz.
-Bitki losyonu, sivilceli ve iltihaplı cilt için
1 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, 1 tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ayrıkotu kökü, 1 yemek kaşığı dolusu öksürükotu yaprağı(veya ebegümeci yaprağı), 1 yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçek yaprağı (hepsi kurutulmuş olarak), 200 ml steril su, 30 ml 70 derecelik etil alkol ve 30 ml adaçayı destile suyu bir kavanoza koyulur ve ağzı iyice kapatılır. Arada bir çalkalanarak 3-4 gün bekletildikten sonra, 3-4 kat tülbentten geçirilerek süzülür. Elde edilen losyon, koyu renkli temiz bir şişeye aktarılır. Her kullanımdan önce iyice çalkalanır. Losyonla ıslatılan bir pamukla, sabahları ve akşamları, yüz, boyun ve dekolte nemlendirilir.
Yağ karışımları
Eterli bitki yağları, yüz masajları için çok uygundur veya kuru ve olgun ciltler için, bir gece kreminin yerini doldurabilirler. Ama eterli yağlar doğrudan kullanılmaz, ana madde olarak seçilen bir bitkisel yağa uygun miktarda karıştırılarak kullanılırlar. Önerilen miktarlar bir kapta karıştırıldıktan sonra koyu renkli bir şişeye aktarılır ve iyice çalkalanır. Yağların birbirine tam olarak karışabilmesi için birkaç saat beklenilmesi gerekir.
-Yağ karışımı, yağlı cilt için
15 damla limon yağı, 12 damla servi yağı(veya 10 damla kafur yağı), 10 damla lavanta yağı, 50 ml soya yağı.
-Yağ karışımı, normal cilt için
15 damla lavanta yağı, 4 damla gülyağı, 8 damla adaçayı yağı(veya ökaliptus yağı) ve 50 ml susam yağı.
-Yağ karışımı, kuru cilt için
15 damla rezene yağı(veya mayıs papatyası yağı), 5 damla lavanta yağı, 5 damla gülyağı ve 50 ml bademyağı.
-Yağ karışımı, olgun cilt için
15 damla lavanta yağı, 5 damla kekik yağı, 3 damla nane yağı, 10 damla gülyağı ve 50 ml zeytinyağı.
Deriyi Besleyici Maskeler
Maskeler, cildi güçlendiren klasik güzelleştiricilerdir. İyileştirici ve güzelleştirici maddelerini cilde emdirerek, onun kendini yenileyebilmesine yardımcı olurlar. Maskeler cildi yatıştırır, gerginleştirir ve kan dolaşımını uyarırlar.
-Elma-krema maskesi, normal ve kuru cilt için
Kabuğu soyulan bir elma ince rendelenir ve 1 yemek kaşığı dolusu krema ile iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 10 dakika etkilemeye bırakılır.
-Ekşimik/Çökelek maskesi, yağlı cilt için
4 yemek kaşığı dolusu ekşimik(çökelek), 10 ml adaçayı destile suyu, 10 ml gülsuyu, 1 kahve fincanı ılık süt mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak 30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Zencefil kompresi, yağlı cilt için
1 bardak zeytinyağı hafifçe ısıtılır, 1 yemek kaşığı dolusu öğütülmüş zencefil yağa iyice karıştırılır ve 1-2 saat bekletilir. Bu karışımın emdirildiği bez parçaları yüze uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
-Hıyar maskesi, yağlı cilt için
Soyulmuş hıyardan kesilen 5 kalın dilim mikserde püre haline getirilir, 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 2 tatlı kaşığı susam yağı, 1 yumurta sarısı iyice çırpılır ve hepsi mikserde iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye uygulanarak, 45 dakika etkilemeye bırakılır.
-Ekşimik/çökelek maskesi, yağlı cilt için
125g ekşimik(çökelek), 2 yemek kaşığı dolusu ılık süt ve yarım limonun suyu iyice karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.
-Avokado maskesi, kuru cilt için
Olgun bir avokado meyvesi kabuksuz olarak çatalla ezilir ve yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ile iyice karıştırılır. Bir yumurta sarısı çatalla iyice çırpıldıktan sonra eklenerek karıştırılır ve bu arada da 3 yemek kaşığı dolusu zeytinyağı, karıştırılma sırasında azar azar eklenir. Yüze, boyuna ve dekolteye bolca uygulanır ve 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Havuç maskesi, olgun cilt için
1 yumurta sarısı, yarım tatlı kaşığı zeytinyağı ve bir tatlı kaşığı dolusu havuç suyu iyice karıştırılır. Yüze, boyuna ve dekolteye sürülerek, 20-30 dakika etkilemeye bırakılır.
-Buğday kırması maskesi, kuru cilt için
100g kırılmış buğday, krem haline gelebilecek ölçüde zeytinyağı ile mikserde karıştırılır. Yüze uygulanır ve 15 dakika etkilemeye bırakılır.
-Yeşil çay maskesi, olgun cilt için
Bir bardak su kaynatılır ve 5 dakika bekletilir, 1 yemek kaşığı dolusu yeşil çay eklenerek 5 dakika demlendirilir, süzülür ve soğumaya bırakılır. Bu arada, 3 yemek kaşığı dolusu bademyağı ve 1 yemek kaşığı dolusu çiçek balı iyice karıştırılır. Yeşil çay bu karışıma yavaş yavaş eklenirken karıştırmaya devam edilir. Maske, yüze, boyuna ve dekolteye uygulanır ve 20 dakika etkilemeye bırakılır.
-Cildi tazelemek için (20 dakikalık maskeler)
*Bal, limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağı iyice karıştırılır.
*Limon suyu ve 1 yumurta sarısı iyice karıştırılır.
*Sütte pişirilen 1 elma iyice ezilir ve ılıklaşması beklenir.
Kompresler ve Buğu Banyoları
Şifalı bitkilerle veya eterli yağlarla hazırlanan kompresler ve buğu banyoları cilde tazelik kazandırır ve kan dolaşımını uyarır. En doğrusu, cildin akşam temizliğinin ardından uygulanmasıdır.
Kompresler için, çok sıcak ama kaynamayan suyla bitkiler haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
Yüze uygulanan buğu banyoları için, kaynar derecede olmayan çok sıcak suya bitkiler veya eterli yağlar eklenir. Büyük bir havluyla baş ve su kabı örtülerek, gözler kapalı biçimde, 5-10 dakika boyunca buharın cildi etkilemesi beklenir. Buhar cildi yakmamalıdır! Sonunda yüz soğuk suyla yıkanır ve temiz bir havluyla kurulanır.
-Şifalı bitki kompresleri, yağlı cilt için
2 yemek kaşığı dolusu civanperçemi, ıhlamur veya ökaliptus yaprağı, yarım litre su.
-Şifalı bitki kompresi, kuru cilt için
2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur, yarım litre su.
-Şifalı bitki kompresi, olgun cilt için
1 yemek kaşığı mayıs papatyası, 1 yemek kaşığı kuşburnu kabuğu, 1 yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçeği, yarım litre su.
-Buğu banyosu, yağlı cilt için
Mayıs papatyası, ıhlamur, civanperçemi, ökaliptus veya biberiye yağından 4-6 damla ve 1 litre su.
-Buğu banyosu, kuru cilt için
2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası, lavanta veya ıhlamur ve 1 litre su.
-Deri gözeneklerinin sıkıştırılması için
*Ezilmiş taze muşmula yaprağı, 20 dakikalık kompres olarak.
*Dilimlenmiş havuç, hıyar veya domates, 15-20 dakika süreyle problemli bölgeye yatırılır.
*Bal maskesi, 20-25 dakika süreyle uygulanır. Yüz ılık sütle yıkanır ve soğuk suyla güzelce durulanır.
*Atkuyruğu çayı, 10-15 dakikalık kompres olarak uygulanır.
*Ceviz yaprağı çayı, 10 dakikalık kompres olarak uygulanır.
Etiketler: anne sütü, bademyağı, elma sirkesi, hintyağı, kakaoyağı, kereviz suyu, maskeler, rezeneyağı, soyayağı, susam yağı, tüm cilt tipleri için maskeler, yoğurt, zencefil, zeytinyağıbalmumu
/div>
ENERJİ KAYNAĞI
Etiketler: balın yararı, enzim, ödem, prostat, sağlık, vitamin kalori, yara
/div>
Etiketler: güzellik, güzellik salonları, maske, peeling, yeşil çay
/div>
HAYATI KOLAYLAŞTIRMANIN 100 YOLU
ENDİŞE SALLANAN BİR SANDALYE DE SALLANMAK GİBİDİR.
Etiketler: disiplin, hayat, hayatı kolaylaştırmak, kalp, merhamet
/div>
Yürümenin de bir usulü var
■ Kilo vermek amacıyla naylon vb. gibi giysiler vücuda sarılmamalı.
■ 40 yaşın üstündekiler doktora görünmeden, yürüyüş programına başlamamalı.
■ Yürüyüş öncesi ve sonrasında susuz kalmamaya dikkat etmeli.
■ İnce tabanlı ve makosen ayakkabılar ile yürüyüş yapılmamalı.
■ Yürüyüşün ilk bir-iki dakikasında yavaş yürünmeli sonra hızlanmalı.
■ Hızınız yürüyüş sırasında konuşmanızı engelleyecek düzeyde olmamalı. Eğer nefes nefese kalıp konuşamı yorsanız hızınız çok fazla, hiç çaba harcamadan konuşuyorsanız çok yavaşsınız demektir.
■ Doğal yürüyüşünüzle yürüyün ve elleriniz doğal bir şekilde yanlarda sallansın.
■ Yürüyüşün bitmesine 2-3 dakika kala terinizin soğuması için hızınızı azaltın.
■ Çok sıcak havalarda ve saatlerde yürüyüşten kaçının.
■ Bir sıkıntı hissedildiğinde yürüyüşe inatla devam etmeyin.
■ Yürümeye haftada 3-5 kez 20 dakikayla başlayın. Süreyi yavaş yavaş artırın.
■ Yürümek için emniyetli bir yer seçin. Eğer yol kenarında yürüyorsanız trafik akışına ters yönde gidin..
■ Zemini rahat hissedilen bir yolda yürüyün. Düz ve düzgün döşenmiş yüzeylerde daha emniyetli yürüyebilirsiniz, düzensiz veya ıslak zeminlerden uzak durun. Güvenlik açısından işinize ve evinize yakın bir yerde yürüyün.
■ Soğukta rüzgara ve soğuğa dayanıklı dış kılıfları olan eldivenler giyin, vücut ısısının yarısı baştan kaybolduğu için şapka giymeyi ihmal etmeyin.
■ Giderken rüzgara doğru, dönüşte rüzgar arkanızda yürüyün.
■ Yaz aylarında sıcaklığın düşük olduğu erken veya geç saatlerde yürümeye çalışın, bol miktarda su için.
■ Yürüyüş yapmak için seçeceğiniz giysiler rahat hareket etmenizi sağlayacak gevşek giysiler olmalıdır.
■ Giysileriniz sıcak hissettiğinizde kolayca çıkartabileceğiniz, serin hissettiğinizde kolayca giyebileceğiniz birkaç kattan oluşmalıdır.
■ Yürüyüş esnasında terlemeyi hedeşemiyorsanı z bir tişört, ince bir kazak ve üzerine ince bir rüzgarlık giyerek yürüyüşe başlayınız.
■ Ayağınıza rahat ve terlemeyi önleyen özel koşu çoraplarından giyiniz.
■ Sizi güneşten veya soğuktan koruyacak bir başlık takınız.
■ Gözlerinizi ultraviyole ışınlarından koruyacak bir gözlük takınız. ■ Yapacağınız yürüyüş yarım saatten uzun sürecekse yanınıza su kabı alın.
Ayaklarınız isyan etmesin
■ Ayakkabılarınız ayağınıza tam olarak uymalıdır.
■ Yürüyüş ayakkabılarınız normal ayakkabılarınızla aynı numarada veya yarım numara daha büyük olmalıdır.
■ Yürüyüş ayakkabıları esnek, kolay bükülebilir olmalıdır
■ Yürüyüş esnasında yer ile ilk temas eden kısmınız topuklarınızdır. Ayakkabınızın topuk kısmında topuklarınızı koruyan ve dengede tutan ince bir yastık olmalıdır.
Yürümek için 24 neden
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Levent Köstem ve Dr. Aylin Çeçen Aksu, egzersiz yapmak isteyenler için hazırladıkları el kitabında yürüyüşün faydalarını 24 madde halinde sıraladılar. İşte kesip buzdolabınızın kapağına asmanızı önerdiğimiz 24 neden:
1- Yürüyüş kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
2- Kalp kası dahil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
3- Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahatte kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
4- Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
5- Kan basıncını düzenler.
6- Kalp kasının yan damarlardan beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
7- Şişmanlık riskini azaltır.
8- Sindirimi kolaylaştırır.
9- Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
10- Egzersiz sırasında ve sonrasında metabolizmayı uyarır.
11- Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
12- Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
13- Kan yağlarının düzeyini düşürür.
14- Kolestrol dengesini düzenler.
15- Koordinasyona olumlu etki yapar.
16- Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
17- Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
18- Dayanıklılığı artırır.
19- Yorgunluk duyumunu engeller.
20- Uykusuzluğu azaltır.
21- Vücudun doğal keyif verici hormonları olan endorfinlerin salınımını sağlar.
22- Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç görünüm sağlar.
23- Moral, özgüven ve iyimserliği artırır.
24- Lenf yani beyaz kan sistemini düzenler.
Biri mutlaka
size uygun alıntı netten
Etiketler: beyin, egzersiz, eklem, kan basıncı, kolestrol, moral, oksijen, spor, uykusuzluk, yürüyüş
/div>

